| Her birinde bilgisayar bile var. Hatta ses geçirmez duvarları var. | Open Subtitles | لديهم حتى جهاز كمبيوتر لكل منهم وحتى عندهم جدران ضد الصوت |
| Thomas Jefferson'a ait olan bir şişe chateau d'yquem* bile var. | Open Subtitles | أنهم لديهم حتى قنينة "من قلعة "ديكوم" وتعود إلى "طوسام جيفيرسون |
| Potansiyel paranormalleri belirlemek için kendi algoritmaları bile var. | Open Subtitles | لديهم حتى طريقتهم الخاصة في تحديد هويات الأنشطة الخارقة |
| Adamların vestiyer görevlisi bile var. | Open Subtitles | شُكرا لك يا سيدي. لديهم حتى رجُل يتحقق من المعاطِف. |
| Bunun geleceğini göremediler ve başka şansları da yoktu. | TED | لم يتوقعوا حدوث ذلك، ولم يكن لديهم حتى خيار. |
| İçkileri bile var! | Open Subtitles | لديهم حتى الكحول |
| Bu savaşı bitirmek için en iyi şansları. | Open Subtitles | إنَّها أفضلُ فرصةٍ لديهم حتى يتمكنوا من إنهاءَ هذه الحرب |
| İnsanları hayat görüşlerine göre seçmek için bir yol bulmalıydık, böylece beraber yaşadıkları insanlarla iyi arkadaş olabilme şansları olacaktı. | TED | ويجب ان نرى طريقة لنختار من خلالها الأشخاص مبنية على معتقدات الحياة لديهم حتى يكون لديهم فرصة كافية ليصبحوا أصدقاءًا عندما يعيشون مع بعضهم البعض |