| Şartlı tahliye kartı var. | Open Subtitles | كان لديه بطاقة إطلاق السراح المشروط, تحققنا من هذا |
| Kumar yasaklı çalışma kartı var. 45 yaşında. | Open Subtitles | لديه بطاقة عمل غير متعلقة بالمقامرة و عمره 45 سنة |
| Üzerinde alfabenin yazılı olduğu bir kartı var. | Open Subtitles | لديه بطاقة تحتوي على الحروف الهجائية و يستطيع الـتأشير على تهجئة حروف الكلمه |
| Evet, boynunda asılı açık mavi renkte bir kimlik kartı vardı. | Open Subtitles | أجل، كان لديه بطاقة تعريف زرقاء شاحبة معلقة من رقبته |
| Seyahat kartı vardı ama kullanılmamış. | Open Subtitles | لقد كان لديه بطاقة "أويستر" -لكنها لم تستخدم -لابد من أنه قام بشراء تذكرة |
| Kısa süre önce Tracy'nin benim haberim olmadığı gizli bir kredi kartı olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | لقد اكتشفت بأن تريسي لديه بطاقة إئتمانية لم أعلم عنها من قبل |
| Farklı bir şey yok, ama Claridge'in müzayede kartı var. | Open Subtitles | لا شيء غير عادي "ولكن لديه بطاقة إلكترونية من "كلاريدج |
| Güzel dondurma dükkanından delgili kartı var. | Open Subtitles | لديه بطاقة ترويجية لمحل الآيس كريم الجيد |
| Sahte bir kimliği ve kredi kartı var. | Open Subtitles | لديه بطاقة تعريف مزيفة و بطاقة إئتمانية |
| Yeşil kartı var. Vergilerini ödüyor. | Open Subtitles | لديه بطاقة خضراء يدفع ضرائبه |
| Cenazesindeki dua kartı var. | Open Subtitles | لديه بطاقة الصلاة من جنازتها |
| Adamın kartı var. | Open Subtitles | لديه بطاقة. |
| - O zaman tetikçimizin kartı vardı. | Open Subtitles | -إذن مطلق النار كان لديه بطاقة |
| Liberty Coast'tan kredi kartı olduğunu söylememişti. | Open Subtitles | " لم يخبرنا أن لديه بطاقة ضمان في " ساحل الحرية |