| Bu delinin kesinlikle bu insanlar üzerinde bir etkisi var. | Open Subtitles | هذا المعتوه بالتأكيد لديه تأثير على هؤلاء الناس |
| Vlad'ın oğlum üzerinde büyük bir etkisi var gibi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو أن "فلاد" لديه تأثير عظيم على ابني. |
| Louise üerinde garip bir etkisi var, sanki... | Open Subtitles | لديه تأثير غريب على لويز، تقريبا |
| Arkadaşları üzerinde kötü bir etkiye sahiptir, ben hariç. | Open Subtitles | إن لديه تأثير سيئ على أصدقائه و لكنه لا يؤثر علي |
| Yaklaşık 1000 Hiroşima bombası kadar etkisi oldu. | TED | وكان لديه تأثير 1,000 قنبلة مثل قنبلة هيروشيما. |
| Tamam. Güçlendiricinin sadece anlık bir etkisi var. | Open Subtitles | المنير لديه تأثير لحظي |
| Tamam. Güçlendiricinin sadece anlık bir etkisi var. | Open Subtitles | المنير لديه تأثير لحظي |
| Sakinleştirici bir etkisi var. | Open Subtitles | لديه تأثير مهدئ |
| Üzerinde bir etkisi var. | Open Subtitles | لديه تأثير عليكِ |
| Üzgünüm. Schubert'in garip bir etkisi var üzerimde. | Open Subtitles | آسف. "شوبرت" لديه تأثير غريب عليّ. |
| Reform okulu bir seçenektir, ama benim yaptığım daha kalıcı bir etkiye sahiptir. | Open Subtitles | حسنا , مدرسة الإصلاح هو خيار , ولكن ما أقوم به لديه تأثير أكثر دواما . |
| Sebastian insanlar üzerinde bu etkiye sahiptir. | Open Subtitles | سباستيان لديه تأثير على الناس |
| Ama benim için, zamanından vazgeçip beni sorgulamadan ve gizlilik içinde dinleyen bir gönüllünün hayatımı değiştirme konusunda çok büyük etkisi oldu. | TED | لكن بالنسبة لي، فالمتطوع، الذي يتخلي عن بعض من وقتهم ويستمع إلي من غير إصدار الأحكام بسرية تامة كان لديه تأثير كبير في حياتي |
| O insanın hayatıma büyük bir etkisi oldu. | Open Subtitles | ذلك الشخص لديه تأثير كبير في حياتي |