Tamam, onun hakkında konuşmak zorunda değilsin, ama...eğer konuşursan daha iyi hissedeceksin. | Open Subtitles | أنت لست مجبراً على فعل ذلك، ولكنك ستشعر بتحسن إذا فعلت |
Bak, beni affetmek zorunda değilsin ama geçen gecenin, son şey olarak aklında kalmasını istemedim. | Open Subtitles | أنظر, لست مجبراً على مسامحتي, لكن أنا لم أستطع أخبرك في الليلة الماضية |
Tekrar gitmek istemiyorsan, gitmek zorunda değilsin. | Open Subtitles | أذا لاتريد الذهاب مرةً أخرى لست مجبراً على ذلك |
Bilgisayarı olan bir salaktan bunları duymak zorunda değilim. Zorundasın! | Open Subtitles | لست مجبراً على تحمل ذلك الحقير سوى لأنّه يملك حاسوب! |
Bu saçmalığı dinlemek zorunda değilim. - Benim oğlum öyle biri değildi. | Open Subtitles | لست مجبراً على سماع هذا الهراء، فليس هذا الرجل الذي عرفته |
Parayı aldık. Göndermek zorunda değilsin. | Open Subtitles | كان يأتينا مال، لست مجبراً على إرسال هذا. |
Sorun Southern Comm ise orada kalmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | إذا كان السبب هو شركة الإتصالات ...الجنوبيَة فأنت لست مجبراً على البقاء فيها |
Pascal, bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | باسكال, لست مجبراً على فعل ذلك |
Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | كلا, كلا, كلا لست مجبراً على فعل ذلك |
Beni bu çılgınlığa sürüklediğin için... Bana teşekkür etmek zorunda değilsin. | Open Subtitles | على جري لهذا الجنون - لست مجبراً على هذا - |
Beni sevmek zorunda değilsin. Ben de seni sevmiyorum. | Open Subtitles | لست مجبراً على تقبُلي وأنا أيضاً، |
- En azından onunla yaşamak zorunda değilsin. | Open Subtitles | -على الأقل أنت لست مجبراً على العيش معها |
Soruya cevap vermek zorunda değilsin. | Open Subtitles | لست مجبراً على الإجابة |
Cevap vermek zorunda değilsin. | Open Subtitles | أنت لست مجبراً على الإجابة |
Yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | انت حقاً لست مجبراً على فعله |
Hayır, bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | كلا ، لست مجبراً على فعل ذلك |
gelmek zorunda değilsin. | Open Subtitles | إنك لست مجبراً على الذهاب |
Senin de benimle konuşmamana alışmak zorunda değilim. | Open Subtitles | لست مجبراً على أن أعتاد على ألا تتحدث إلي أنت كذلك |
Senin de benimle konuşmamana alışmak zorunda değilim. | Open Subtitles | لست مجبراً على أن أعتاد على ألا تتحدث إلي أنت كذلك |
Sen gitmek zorundasın. Ben kalmak zorunda değilim. | Open Subtitles | عليكِ الرحيل، لست مجبراً على البقاء |
Bu şekilde konuşmanızı dinlemeye mecbur değilim... | Open Subtitles | أنا لست مجبراً على الاستماع لك وأنت تتحدث بهذه الطريقة، ذلك مهين |