| Dünyayı, New York Times'tan görmekten bıktık ve seyahat etmek istedik. | Open Subtitles | لقد تعبنا من رؤية العالم من خلال عيون جريدة النيويورك تايمز |
| Bundan tabi ki bıktık, artık klişe olmaya başladı. | TED | لقد تعبنا من ذلك، حاليا هو نوع من النمطية. |
| Burada iblislerin saldırısına uğrayıp bir şey yapamamaktan bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا من هجمات المشعوذين هنا و لا نستطيع أن نفعل أي شيء به |
| Olmadığımız bir şey gibi davranmaktan bıktım. Her şeyden önce senden feci halde bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا من التظاهر بأننا شيء لسنا عليه و لكن فوق كل شيء تعبنا منك |
| Güçsüz olmaktan bıktık, seninde bıktığını biliyorum. | Open Subtitles | لقد تعبنا لكوننا عاجزين، وأعلم بأنكم كذلك أيضًا. |
| Stella ve ben artık bizi soymandan bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا أنا وستيلا من سرقة مرابحنا |
| Cenazesini beklemekten bıktık usandık biliyor musun? | Open Subtitles | لقد تعبنا من إنتظار جنازته، أتعلم ؟ |
| Kavga ve kalleşlikten bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا من العراك والطعنات خلف الظهر |
| Sürekli patronluk taslamandan bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا من التحكم فينا طوال الوقت. |
| Sinsi canavarlardan bıktık artık Jethro. - Tam olarak bu durumdayız. | Open Subtitles | (لقد تعبنا من هذا الوحش الغادر (جيثرو هذا ما وصلنا ألية |
| Mazlum olmaktan bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا من التعرض للاضطهاد |
| Hep kendi aranızda konuşup kız kıza bir şeyler fısıldaşıyorsunuz Jay ve ben bundan bıktık. | Open Subtitles | همس كلام عن أشياءٍ تخص البنات أو ما الى ذلك ((أنا و((جاي لقد تعبنا من هذا |