| Baylar, heyecanlanın.. çünkü geliyorlar! kazandı! | Open Subtitles | ايها السادة ستبدأ الاثارة لأنهم قادمون لقد ربح |
| Çin'de ulusal matematik yarışmasını kazandı! | Open Subtitles | لقد ربح في منافسة عالمية للرياضيات في الصين |
| Bizim Lord Tokugawa savaşı kazandı, ama tüm bu keder, geriye kalan. | Open Subtitles | لقد ربح اللورد .. توكوجاوا.. الحرب ورغم ذلك يترك وراءة كل هذا البؤس |
| Bir keresinde, bir kaç gün boyunca bisiklet sürdüğü için ödül kazanmıştı. | Open Subtitles | لقد ربح جائزة مرة لقيادة الدراجة لبضعة أيام |
| Bir gece önce bir maç kazanmışlar. Bahiste onlardan para kazanmış. | Open Subtitles | لقد ربح في الليلة الماضية وجنى منهم بعض المال |
| - "Teen Wolf" filminin sonunda kurda dönüşmeden önemli maçı kazanıyor. | Open Subtitles | -في نهاية فلم "تين وولف"، لقد ربح اللعبة الكبرى من دون أن يتحوّل إلى ذئب شابّ. |
| Onun yaptığı gibi uyuşturucu sat. Enseleninceye kadar epey kazandı. | Open Subtitles | إشترى مراهنات مثلما فعل إبن أخى لقد ربح كثيرا ً قبل أن يخفق |
| Bu randı o kazandı, Brian, ama yarın geri dönüyorum. | Open Subtitles | لقد ربح هذه الجولة .. يا براين لقد أنا سأعود هناك في الغد |
| Lotoda 100 milyondan fazla kazandı. Bunu kötü şans olarak değerlendirmek zor. | Open Subtitles | لقد ربح أكثر من 100 مليون دولار في اليانصيب ولا يوجد إمرئ سيعتبر ذلك بالكاد سوء حظ |
| Bir çok dava kazandı. | Open Subtitles | كان محام منافس. لقد ربح الكثير من القضايا |
| Hayır, onu dürüstçe kazandı ve aslında biz o paranın birazını geri kazanmak istiyoruz. | Open Subtitles | كلا، لقد ربح بشكل عادل و أمين و نحن بالواقع نود، نحظى بفرصة آخرى لإعادة ذلك المال من خلال إعطاءه مكان جميل هُنا. |
| Çocuklar, Xbox konsol savaşlarını kazandı. | Open Subtitles | حسنٌ، لقد ربح الإكس بوكس حرب وحدة التحكم |
| Yani olay bu, değil mi? Oynadığı her şeyi kazandı. | Open Subtitles | هذه الكلمة حسناً, لقد ربح كل مباراة ذهب لها |
| O, bu yarışı kazandı ve eyalet yüzme şampiyonu oldu. | Open Subtitles | لقد ربح هذا الكأس في بطولة الدولة للسباحة |
| Komik Çocuk bire yedi kazandı. | Open Subtitles | لقد ربح الفتى الضاحك كان سبعة إلى واحد |
| Radyodan hediye kazanmıştı ve radyo binasına gittiğinde onu içeri almamışlardı. | Open Subtitles | حسنا , لقد ربح جائزة الأذاعة وعندما ذهب لإستلامها لم يتركوة يدخل |
| Burayı kumarda kazanmıştı ve tekrar kaybetmekten korkuyordu. | Open Subtitles | لقد ربح هذا المكان في لعبة ورق وكان يخشى أن يخسره... |
| Kumar borcuna karşılık dünyaya bir seyahat bileti kazanmıştı. Datak. | Open Subtitles | لقد ربح العبور للأرض من المقامرة. |
| Katniss, o bizim akıl hocamız. Bu oyunu zamanında o da bir kez kazanmış. | Open Subtitles | كاتنيس , انه معلمنا لقد ربح في العاب الجوع ذات مرة |
| Harbiden de büyük ödülü kazanmış. | Open Subtitles | أجل، لقد ربح هذا، إنه جائزة كبرى |
| Ve 2-0. Leeds maçı kazanıyor! | Open Subtitles | وهدفان مقابل لا شيء لقد ربح فريق (ليدز) الآن |