| Sana inanıyordu. İleride başına büyük şeylerin geleceğini düşünüyordu. | Open Subtitles | لقد وثق بقدراتك لقد ظنّ بأنكَ ستتصدّر أموراً عظيمة |
| Benimde endişe verici bir stres kaynağı olduğumu düşünüyordu. | Open Subtitles | لقد ظنّ أنني مجرد جميلة متوترة تعاني من القلق |
| Nişanlımın cinayetinin örtbas edilmiş olabileceğini düşünüyordu. | Open Subtitles | لقد ظنّ أنّ هناك تغطية تحيط بحادثة قَتل خطيبي لقد جمعتُ كل ما يحويهِ القسم عن ميسير |
| Bunu fazlası olduğunu düşünüyordu. | Open Subtitles | لقد ظنّ بأنّ الأمر أكثر من ذلك |
| Tüm bu yıllar içinde kızını ona karşı kışkırttığını düşünmüş. | Open Subtitles | لقد ظنّ طوال كلّ تلك السنوات أنّها قد تخلّت عنه. |
| - Crawley' i biraz taciz edeceğimizi düşünüyordu. | Open Subtitles | لقد ظنّ أنّنا سنغيض (كراولي) قليلاً فحسب |
| Hayır, Gabriel'in filmin senaryosunu mahvettiğini düşünüyordu. | Open Subtitles | كلاّ , لقد ظنّ بأنّ (غابرييل) أفسد النص |
| Senin aksine öğle yemeği randevunuzun harika gittiğini düşünmüş ve ilişkinizi biraz daha düşünmek istiyormuş. | Open Subtitles | فبخلافكِ, لقد ظنّ أن موعدكما على الغداء كان رائعًا، ويريد أن يكتشف مشاعركما إلى ما هو أبعد من ذلك. |
| Bir hastamın babası verdi. Oldukça endişelenmiş. Zehirli bir şey olabileceğini düşünmüş. | Open Subtitles | والد المريضة أحضرها إليّ، كان قلِقًا، لقد ظنّ أنّها ربّما تكون سامّة، لماذا ؟ |
| Senin bana anlattığını düşünmüş o yüzden kendisi söyledi. | Open Subtitles | لقد ظنّ أنكِ أخبرتني لذا أخبرني. |