| Tüm kış boyunca, ülkenin dört bir yanına dağıldık Parlamento için delil topladık. | Open Subtitles | طيلة هذا الشتاء إنتشرنا في كافة أنحاء البلاد نجمع الأدلة للبرلمان |
| Bu yasa tasarısını Parlamento'ya getireli beş yıl oldu. | Open Subtitles | مر 5 سنوات منذ أن قدمت مشروع القانون للبرلمان أول مرة |
| Dinle... parlamentoya gidiş. parlamentoya gidipte ne yapacağım? | Open Subtitles | الحضور ألى البرلمان ماذا سأفعل بالحضور للبرلمان |
| Ama onların gözünde küçük çapta da olsa başarılı bir işadamının eşi olursan parlamentoya seçilirsin. | Open Subtitles | و لكن إذا أصبحت زوجة رجل أعمال ناجح.. سوف تصلين للبرلمان. |
| Kahya kadının oğlu, meclise girmek için davet. | Open Subtitles | ابن مدبرة منزلي، تمت دعوته للبرلمان. |
| Laura, Meclis'e gitmem gerek. Birazdan dönerim. | Open Subtitles | مضطرة للذهاب للبرلمان يالورا، سارجع حالا |
| Danimarka demokrasisi, engin bilgisiyle Parlamento'ya katkıda bulunabilecek, son derece yetenekli bir siyasetçiyi kaybetmiş oldu. | Open Subtitles | وما كان سيثريه للبرلمان ولكن هذه شروط اللعبة السياسية |
| Biz konuşurken bile ekibim, Parlamento'nun Hindistan'daki işlerimiz hakkındaki soruşturma raporuna el koyuyor. | Open Subtitles | وحتى نلتقى فريقى يعترض التقرير المقدم للبرلمان عن نشاط شركتنا فى الهند |
| Parlamento için bu meseleyi enine boyuna düşünme zamanı geldiğinde senin sesin oyları sallayabilir. | Open Subtitles | وعندما يحين الوقت للبرلمان للمناقشة بشأن هذه المسألة وصوتك من الممكن أن يقلِب التصويت |
| Parlamento için adayımız olarak seçilmeyi umuyor. | Open Subtitles | تتمنين أن يختاروم كل مرشحة للبرلمان. |
| Altı ya da sekiz haftalık bir deniz yolculuğu mesafesi uzaklıkta bulunan, ve hiçbir temsilcilerinin bulunmadığı ve oy kullanamadıkları Londra'daki Parlamento neden onlardan vergi alsındı. | Open Subtitles | لِمَ يحق للبرلمان في لندن والذى يبعد من ستة إلى ثمانية أسابيع من الابحار الخطير حيث ليس لهم أى صوت أو تمثيل أن يفرض أية ضرائب على الناس هنا ؟ |
| Ali G artık bir Parlamento üyesi | Open Subtitles | على جى المرشح للبرلمان |
| Kaynak atama hakkını parlamentoya vererek, istikrar sağladık. | Open Subtitles | نعيد الإستقرار عن طريق إعطاء حق الإنفاق للبرلمان |
| 2015'te parlamentoya seçilen erkek sayısı, o zamana kadar parlamentoya üye olmuş toplam kadın sayısından fazlaydı. | TED | في عام 2015، عدد الرجال الذين تم انتخابهم للبرلمان في ذلك العام كان أكبر بكثير من مجموع عدد النساء اللواتي كنّ في البرلمان من أي وقتٍ مضى. |
| Diyorlar ki, Botha Afrikalı ve Hintli delegeler gibi siyahların da parlamentoya katılıp güçlerini birleştirebileceği bir kabine düşünüyormuş. | Open Subtitles | يعتقده وضع شخصٌ جديد .... منتسب للبرلمان |
| Bakan, parlamentoya ve ulusa hesap vermeli. | Open Subtitles | يجب ان يفند الوزير للبرلمان وللأمة |
| Ya da, Dışişleri Bakanı Edward Grey'in parlamentoya güvence verirken söylediği üzere, İngiltere antlaşma yükümlülüğü altında değildi. | Open Subtitles | كما أن بريطانيا لم تكن ملزمة بأي معاهدات وهذا ما أكده وزير الخارجية (ادوارد جراي) للبرلمان |
| Botha artık ne kabinesine, ne de parlamentoya danışıyor ancak bir ortaçağ kralı gibi hüküm salmaya devam ediyor. | Open Subtitles | بوتا "لن يشير للبرلمان" .... أو الوزارة لكن تلك القواعد هي طريقة . منذ القرون الوسطى |
| Massachusetts kardeş kolonilere, amacını net bir şekilde ifade etti ve bu amaç şimdi de meclise net bir şekilde ifade edilecek. | Open Subtitles | قضية "ماسوشوتس" واضحة مثل بقية خوتها من المستعمرات والآن ستصبح سهل للبرلمان |
| Bay Tulkinghorn, meclise girmek için davet edildiğini bildirdi bana. | Open Subtitles | السيد (تلكنجهورن) أبلغني أنه تمت دعوته للبرلمان. |
| İskoçlar onu Meclis'e sattı. | Open Subtitles | لقد باعه الأسكتلنديين للبرلمان |
| Yakın zamanda yeni önerilerimi Meclis'e sunarım. | Open Subtitles | سوف أقدم إقتراحات جديدة للبرلمان قريباً |