Bilesin diye söylüyorum, Hayatta kalmak için iyi bir sebebin olmalı. | Open Subtitles | نظراً للحالة التى هو عليها . يجب أنه لديه سبب قوى للبقاء حياً |
Hayatta kalmak için başka bir insanın bir parçasını yiyecek olsanız, neyi yerdiniz? | Open Subtitles | إذا كان عليكم أن تأكلوا جزءً من جسد شخص للبقاء حياً أي جزء ستأكلون ؟ |
- Hayatta kalmak için zehir içmek gibi. - Hayatta kalmak iyidir. | Open Subtitles | ـ مثل ابتلاع السم للبقاء حياً ـ البقاء على قيد الحياة أمر جيد |
Evet, ilaçlar pahalı ama hastanın yaşaması için gerekli. | Open Subtitles | أجل, الدواء صعب... لكن المريض يحتاجه للبقاء حياً. |
Tatmin olmayan bir Baküs'ün yaşaması için hiçbir sebebi yoktur. | Open Subtitles | باخوس" الذي لا يَستطيعُ الشُعُور" بالسعاده لَيْسَ لهُ سببُ للبقاء حياً |
Çin'de ölmemek için bu kadar uğraştım, çünkü bir hiç uğruna ölmek istemiyordum. | Open Subtitles | السبب الوحيد الذى جعلنى أقاتل للبقاء حياً فى الصين هو أننى لم أرد الموت هباءاً |
Hayatta kalmak için ne gerekiyorsa onu yaptım. | Open Subtitles | والأن سأفعل كل مايلزم للبقاء حياً |
Hayatta kalmak için tek yol. | Open Subtitles | -إنها الطريقة الوحيدة للبقاء حياً |
Hayatta kalmak için tek yol. | Open Subtitles | -إنها الطريقة الوحيدة للبقاء حياً |
Yani sokaktan görgü tanığı olmaksızın kaçırılıyor, ama sonra Hayatta kalmak için dövüşüyor ve infaz edilmeye razı oluyor öyle mi? | Open Subtitles | {\pos(192,230)} خُطف من الشارع بهدوء كافٍ بحيث لم يكن ثمة شهود لكنه قاوم للبقاء حياً فقط ليدع المجرم يعدمه بالرصاص؟ |
Çin'de ölmemek için bu kadar uğraştım, çünkü bir hiç uğruna ölmek istemiyordum. | Open Subtitles | السبب الوحيد الذى جعلنى أقاتل للبقاء حياً فى الصين هو أننى لم أرد الموت هباءاً |