Hichcock'un satın aldığı Palmay Kozmetik'te çalışan bir kimyagere ulaştım. | Open Subtitles | وجد اختصاصي كيمياء يعمل في شركة اشترتها هيتشكوك تدعى بالمي للتجميل |
En azından birinin Glamour Kozmetik'e geçme durumu var. | Open Subtitles | شركة جلامور للتجميل تحاول خطف أحدهما .. |
Ayrıca, Joan Avon Kozmetik'te kaleye oldukça yaklaştı. | Open Subtitles | كذلك، (جون) على مقربة من "آيفون" للتجميل. |
Buraya Mehnaz Herbal güzellik Ürünlerinden satmak için geldim. | Open Subtitles | جئت إلى هنا لأبيع منتجات مهناز العشبية للتجميل |
Mehnaz Herbal güzellik Ürünleri çok iyi ürünler. | Open Subtitles | منتجات مهناز العشبية للتجميل منتجات ممتازة جداً |
Joan Avon Kozmetik'le toplantı ayarlıyor. | Open Subtitles | (جون) لديها خيط لـ"آيفون" للتجميل. |
Avon Kozmetik. | Open Subtitles | "آيفون" للتجميل. |
Sana söylüyorum, bu Tatlı Pasta Kozmetik. | Open Subtitles | اخبرك انه (كيوتي باي) للتجميل |
En çok hoşuma gideni tırnak sanatıyla uğraşmak çünkü bu işte iyiyim ve güzellik harcamalarımı azaltıyor. | Open Subtitles | حسنا, اشتذابي المفضل يتضمن الظفر لأنني جيدة في ذلك أنه يقلل من ميزانيتي للتجميل. |
Jodie Armstrong. Bekar, şehirdeki bir alışveriş merkezindeki güzellik salonunda çalışıyor. | Open Subtitles | جودي أرمسترونغ.عازبة تعمل في مركز للتجميل |
Angel Orson güzellik Akademisi'nde kozmetoloji bölümünde. | Open Subtitles | أنجل تدرس ببرنامج التجميل في أكاديمية أورسون للتجميل |
güzellik ürünlerimizin çoğu doğu esintisi taşıyor bu yüzden tezgahların arkasında Çin şemsiyeleri ve yelpazeler olacak. | Open Subtitles | الكثير من منتجاتنا للتجميل متأثرة بالشرق لذا سيكون هناك عرض من المظلات الصينية. |
Burası Kibera’da bir alışveriş caddesi, ve orada bir gazoz satıcısını, bir kliniği, iki güzellik salonunu, bir barı, iki manav dükkânını ve bir kiliseyi ve daha fazlasını görebilirsiniz. | TED | هذا شارع تسوق في كيبيرا، ويمكنك أن ترى أن هناك بائع مياه غازية، وعيادة صحية، صالونين للتجميل ، حانة، بقالتين، وكنيسة ، والكثير. |
Bugün Mehnaz güzellik Ürünlerinin en büyük dağıtıcısıyım. | Open Subtitles | أني أكبر تاجر لمنتجات مهناز للتجميل |