| Tabii, Thelma. O zaman bu Fener çok işimize yarar. | Open Subtitles | بالتأكيد، في هذه الحالة سيكون للفانوس أهمية قصوى. |
| Bu gece saat 1 de kırmzı bir Fener arayın." | Open Subtitles | انتبه للفانوس الاحمر الليله فى الواحده صباحاً |
| Yüzük verilen ilk kişi, ilk Fener değildi. | Open Subtitles | أول شخص حصل على خاتم لم يكن جندي للفانوس الأخضر. |
| Yeşil Fener olarak hizmet etmek, bilinmeyenle yüzleşmek demektir. | Open Subtitles | الخدمة كمقاتل للفانوس الأخضر، يعني مواجهة المجهول. |
| Buraya Muhafızların emriyle, bir Yeşil Fener olarak geldim, Ree'yu. | Open Subtitles | إني هنا بإعتباري مقاتلة للفانوس الأخضر، بأمر من الحراس. |
| O saldırıdan, bizim sektörümüzün Yeşil Fener'i bile sağ kurtulamadı. | Open Subtitles | "لم يتسنى حتى للفانوس الأخضر الخاص بقطاعنا الصمود بوجه حملتهم". |
| Senden daha güçlü olması bir yana, aynı zamanda bir Yeşil Fener. | Open Subtitles | ليس لأنه أقوى منك فحسب، إنما لأنه كذلك مقاتل للفانوس الأخضر. |
| İlk Fener bunu gördü ve kaçmadı. | Open Subtitles | "وأول جندي للفانوس الأخضر، أدرك ماهية الأمر، ولم يهرب". |
| Ama artık o adamdan eser kalmamış ve ben de bir Yeşil Fener'im. | Open Subtitles | إبنته ليلاً، لكنك لم تعد ذلك الرجل... وأنا مقاتلة للفانوس الأخضر... . |
| Hiçbir Fener'den korkmam ben. | Open Subtitles | -لا أخشى أي مقاتل للفانوس الأخضر . |
| O da bir Yeşil Fener mi? | Open Subtitles | هل هو جندي للفانوس الأخضر ؟ ) |