| Nakliye subayı bir taburun ihtiyaçlarını karşılıyorsa komutanına danışma hakkına sahiptir. | Open Subtitles | ضابط النقل لديه الحق لأستشارة الضابط المسؤول للكتيبة التي هو يمولها |
| 103 ncü taburun askerlerine etli patates yapıyordum. | Open Subtitles | أحضّر الطعام للكتيبة رقم 103. |
| Ama bu, tabur, hatta alay için çok önemli bir şey, siz yaptınız. | Open Subtitles | لكن بحق الجحيم، سيكون هذا شيء كبير للكتيبة والفوج، إذا أنت حصلت عليها. |
| 93. tabur'un gördüğü en iyi kumandan oydu. | Open Subtitles | القائد الافضل للكتيبة الثالثة والتسعون علي مدار تاريخها |
| Onlara buralara kadar sürüklendiğini ve doğu taburuna katılmaya zorlandığını söylersin. | Open Subtitles | قل لهم انك قد اجبرت على الانضمام للكتيبة الشرقية |
| General Perry'nin alayının altıncı taburuna atanmanı talep ediyorum. | Open Subtitles | أنا طلبت الجنرال بيري لأعطائك التعيين القيادة الثانية للكتيبة السادسة من فوجه |
| Takviye birliği. | Open Subtitles | تعزّيز للكتيبة. |
| Sen şimdi 7. süvari birliği,... 1. taburun komutasındaki subaysın. | Open Subtitles | أنت الآن القائد... للكتيبة الأولى بسلاح الفرسان السابع . |
| Sen şimdi 7. süvari birliği... 1. taburun komutasındaki subaysın. | Open Subtitles | أنت الآن القائد... للكتيبة الأولى بسلاح الفرسان السابع . |
| Bir tabur için 10 bin kalaşnikof? | Open Subtitles | عشرة ألاف بندقية كلاشينكوف للكتيبة |
| Bravo Bölüğü, 3. tabur. | Open Subtitles | سرية برافو القائد الثالث للكتيبة. |