| Biliyorsun, Paylaşacak kimse olmadığında başarı bir işe yaramaz. | Open Subtitles | أنتِ تعلمي، إنهم يقولون أن النجاح لا يساوي شئ بدون شخصاً معكِ لمشاركته هذا النجاح |
| Paylaşacak daha iyi birileri olmadığı için ikinize de söyleyebilirim. | Open Subtitles | لكــن منـذ أنه لا يوجد أحــد جيد لمشاركته معه لربــما سأخبــركم أنتما الإثنين. |
| Dünyanın her yerinde olabilirler, fakat ilk bakışta söyleyecek veya Paylaşacak bir şeyleri yokmuş gibi düşünebilirsiniz. | TED | يمكن تواجدهن في كل أنحاء العالم، لكن للوهلة الأولى، يمكنكم الاعتقاد بأنه ليس لديهن أي شيء ليقولونه. وليس لديهن أي شيء لمشاركته. |
| Sizden isteyeceğim son zor iş, sırlarınızı Paylaşmak. | TED | الشيء الأخير الدي أودُ دعوتكم لمشاركته هو مدى الانفتاح. |
| Onu seninle Paylaşmak, çok cesaret istedi. | Open Subtitles | و استغرق الامر الكثير من الشجاعه لمشاركته معك. |
| Bütün bunları Paylaşacak kimsenin olmaması. | Open Subtitles | ... كل هذا وليس هناك أحدًا لمشاركته هذا ؟ |
| Hayır. Paylaşacak yeni bir şeyim yok. | Open Subtitles | لا , ليس لدي اي شئ لمشاركته |
| Liberty'nin Paylaşacak daha acıklı bir durumu vardı. | Open Subtitles | "كان لدى (ليبيرتي) ألم أشد لمشاركته" |
| Hazır burada toplanmışken bizimle bir şeyler Paylaşmak isteyen kimse var mı? | Open Subtitles | بينما جميعنا مجتمعين هل يوجد شخص اخر لديه شيء لمشاركته ؟ |
| Evet ama sizce de keşfiniz dünyayla Paylaşmak için fazla tehlikeli değil miydi? | Open Subtitles | لكن ألا تعتقد أن اكتشافك كان خطيراً جداً لمشاركته مع العالم ؟ |
| - Paylaşmak istediğiniz bir şey var mı, Bakan Hanım? | Open Subtitles | شيء ما تهتمين لمشاركته سيدتي الوزيرة ؟ |
| Uyku tulumunu Paylaşmak için hiç seçilmedim. | Open Subtitles | ولم أُدعى قط لمشاركته الفراش |
| Paylaşmak için iyi vakit geçirin. | Open Subtitles | يكون الوقت المناسب لمشاركته. |