| Biliyorum sana daha önce hiç sormadım ama Richard hakkında ne düşünüyorsun? | Open Subtitles | أبي أعرف أني لم أسألك من قبل لكن ما رأيك في ريتشارد |
| Ondan hoşlanıyor musun diye sormadım? Onu gördün mü diye sordum? | Open Subtitles | لم أسألك إذا ما كنت تحبه سئلت إذا كنت قد رأيته. |
| Sana daha önce sormadım lakin bahse girerim sarayda geçirdiğin vakit önemlidir. | Open Subtitles | لم أسألك من قبل, ولكنه أمر مهم بالنسبة لفترة بقائك في البلاط |
| Muhtemelen, soracağımı düşündüğün şeyleri henüz sormadım, bu yüzden anlatmam gerekenleri anlayışla karşılamanı bekliyorum. | Open Subtitles | لم أسألك عن الأمور التي ظننت أني سأسأل عنها لذا أتوقع منكِ أن تتفهمي ما سأخبرك به |
| Neden küstahça davranıp sana sormadığım halde burnunu sokuyorsun? | Open Subtitles | ، مهلا ، لماذا تتصرف هكذا عندما أنا لم أسألك |
| Kaç parça olduğunu sormuyorum çünkü hatırladım. | Open Subtitles | أنا لم أسألك كم قطعة سكر تريد لأنني تذكرت. |
| Muhtemelen, soracağımı düşündüğün şeyleri henüz sormadım,.. | Open Subtitles | لم أسألك عن الأمور التي ظننت أني سأسأل عنها |
| Benimle buluşmadan önce ne yaptığınızı hiç sormadım. | Open Subtitles | لم أسألك أبداً كيف حصلتِ على أى شيء قبل أن تقابلينى |
| Ailenizin ve sizin nereye gittiğinizi sormadım. | Open Subtitles | إنني لم أسألك إلى أين أنت و عائلتك متوجهون. |
| Onu sormadım. O yolda ne işiniz vardı? | Open Subtitles | لم أسألك عن هذا , انا سألتك ماذا كنتم تفعلون على هذا الطريق ؟ |
| Sana saat kaç diye sormadım. Saatin var mı dedim. | Open Subtitles | أنا لم أسألك عن الوقت سألتك ما إذا كان لديك ساعة |
| - Sana listeyi sormadım. - Sana adını sordum. | Open Subtitles | أنا لم أسألك عن القائمه أنا أسألك عن إسمك |
| Senin fikrini sormadım. Ne olacağını anlatıyorum. | Open Subtitles | لم أسألك عن رأيك أنا أخبرك فقط كيف ستكون الامور |
| Senin ne istediğini sormadım, seni küçük homo. | Open Subtitles | أنا لم أسألك عن ما أردته، أيها الصغير المغفل |
| - Size bunu sormadım. - Bana yapabileceğim işleri... sordunuz. Ben de yapmadığımı söyledim. | Open Subtitles | ـ لم أسألك إن كان لديك ـ أعتقد أن ذلك مؤهلى |
| Masum olup olmadığını sormadım. | Open Subtitles | لم أسألك أهي تشرب الخمر أو تتعاطى المخدرات |
| Biz çok çelimsiziz. Çelimsiz olup olmadığımızı sormadım. | Open Subtitles | عددنا صغير لم أسألك إذا كان عددنا صغيراً |
| sormadım. Masumiyetini kanıtlamam değil seni çıkartmam için ödüyorsun. | Open Subtitles | لم أسألك تدفع لي لأنقذك من المأزق لا لأثبت أنك بريء |
| Ne zaman döneceksin diye sormadım. Nereye gidiyorsun diye sordum. | Open Subtitles | لم أسألك متى ستعودين سألتك إلى أين تذهبين |
| Başlangıçta sana sormadığım için özür dilerim. | Open Subtitles | آسف كوني لم أسألك أولاً |
| Senin seksi garsonlarla ne yaptığını sormuyorum ben. | Open Subtitles | أنا لم أسألك عن ما تفعله مع تلك النادلة المثيرة |