| Filmde rol almana zorladığı için ona karşı kızgınlık hissetmedin mi? | Open Subtitles | لم تشعر بالضيق إذن عندما أجبركَ أن تؤدى هذا الدور فى الشريط ؟ |
| Yani babanın beğeni öpücüğünü hiç hissetmedin. | Open Subtitles | إذاً, أنت لم تشعر أبداً بقبلة الاستحسان الأبوية |
| Çünkü kurabiye hakkettiğimizi hiç hissetmedi. | Open Subtitles | لأنها لم تشعر يوماً بأننا نستحق البسكويت |
| Hiç acıtmayacak. Hiçbiri acı hissetmedi. | Open Subtitles | لن تتألمى بالمرة.لم تشعر أيا منهم بأى ألم |
| Ayrıca çalmak zorunda hissetmeseydin... | Open Subtitles | بالأضافة , اذا لم تشعر بالضرورة الى السرقة |
| Canını daha önce hiç duymadığın bir şekilde yakacağım. | Open Subtitles | سأؤذيك كما لم تشعر من قبل. |
| En azından hiçbir şey hissetmemiş. Yaralar öldükten sonra açılmış. | Open Subtitles | على الأقل لم تشعر بشيئ فكلّ الجروح كانت بعد الوفاة |
| Bu büyük bir değişiklik. Korkman gayet normal. Eğer böyle hissetmesen ben endişe ederdim. | Open Subtitles | أتعلم شيئاً ، أنه تغيير كبير ، من الطبيعي أن تشعر بالخوف حيال ذلك ، سأقلق إن لم تشعر هكذا |
| Dedi ki, "Rüzgarı yüzünde hissetmezsen, kanatlar neye yarar?" | Open Subtitles | قالت وما فائدة الاجنحة اذا لم تشعر بالنسيم على وجهك؟ |
| Ona bir tedavi önerdiler, fakat bir süre sonra kendini hala daha iyi hissetmiyordu; Bu yüzden doktorlar birkaç test daha yapmaya karar verdiler. | TED | وأوصاها بتتبع بعض العلاجات، لكنها لم تشعر بتحسن، فقرر الأطباء إخضاعها لفحوصات معمقة. |
| Geçtiğimiz 3 ay boyunca acıdan başka bir şey hissetmedin. | Open Subtitles | لم تشعر بشيء إلّا آلام مبرّحة طول 3 أشهر. |
| Onları öldürdüğünde daha iyi hissetmedin mi yani? | Open Subtitles | لا تخبرني بأنك لم تشعر بتحسن حينما كنت تقتلهم |
| Yine de ölürsem yaşamak istemeyecekmiş gibi hissetmedin mi. | Open Subtitles | ولكنك لم تشعر قط أنه إذا مت فلن ترغب بالعيش من بعدي؟ |
| Korkuyorsun, çünkü hiç böyle hissetmedin Daha önce birileri hakkında | Open Subtitles | أصبت بالذعر لأنك لم تشعر تجاه أحد بشعور مماثل |
| Onunla ilişkinde güçlü olduğu hiçbir zaman hissetmedin. Onu öldürdüğün ana kadar. | Open Subtitles | لم تشعر بأنك لديك قوة عليها حتي قتلتها |
| Muhtemelen bir şey hissetmedi. | Open Subtitles | من المحتمل أنها لم تشعر بشيء على الإطلاق. |
| İğne ucu çok küçük, büyük ihtimalle hissetmedi bile. | Open Subtitles | قياسها صغيره للغاية , هي ربما لم تشعر بها حتى. |
| Aslında büyükannesinin elbisesiyle koridorda yürürken Jane bir anlığına bile telaşlı hissetmedi. | Open Subtitles | في الوقع، سارت الممر في ثوب جدتها جين لم تشعر بالتوتر، ولا حتى لحظة واحدة |
| İşin aslı, kendini risk altında hissetmeseydin aramızda böyle bir konuşma geçmezdi. | Open Subtitles | الحقيقة هي ما كنا لنخوض هذه المحادثة .إلّا وإذا كنت لم تشعر بأن هناك خطرًا عليك |
| Açıkçası, kendini tehlikede hissetmeseydin bu konuşmayı yapıyor olmazdık. | Open Subtitles | الحقيقة هي لم نكن سنحظى بهذا اللقاء إن لم تشعر بأنك محاط بخطر محدق بك شخصيًا |
| İyi deneme Jack. Canını daha önce hiç duymadığın bir şekilde yakacağım. | Open Subtitles | .(محاولة جيّدة، يا (جاك .سأؤذيك كما لم تشعر من قبل |
| Üç yıldır burada yaşıyormuş ama şimdiye kadar alarm sistemi kurdurtma ihtiyacı hissetmemiş. | Open Subtitles | لقد عاشت هنا مدة 3 سنوات و لم تشعر بضرورة تركيب جهاز إنذار للآن |
| Henüz bunu hissetmesen de. | Open Subtitles | حتى لو لم تشعر بهذا الآن |
| Nasıl iki kere öldüğümü merak etmiştin. Gösterinin tadını çıkar. Eğer bir şey hissetmezsen bunun bir amacı olmaz. | Open Subtitles | حسنا , أردت معرفة كيف مت مرتين استمتعي بالعرض كل هذا سيذهب سدا إن لم تشعر به |
| Kendini iyi hissetmiyordu, birden cikarmaya basladi, sonra da bayildi. | Open Subtitles | لم تشعر بخير وبعدها بدأت بالتقيؤ وبعدها اغمي عليها |