| Bakın, onu uyardım. Uzak durmasını söyledim ama dinlemedi. | Open Subtitles | لقد أخبرتها أن تبقى بعيدة و لكنها لم تنصت إلى كلامي |
| Bunun için zamanımız olmadığını söyledim ama, birincisi dinlemedi ve ikincisi özellikle beni dinlemedi. | Open Subtitles | أخبرتها بأننا ليس لدينا وقت لهذا الشأن لكن ، أولاً ، لم تنصت و، ثانياً ، أنها لا تنصت لي على وجه الخصوص |
| Durdurmaya çalistim ama beni dinlemedi. | Open Subtitles | حاولت أن أوقفها، ولكنها لم تنصت لي |
| Sarah'a anlatmaya çalıştım fakat o beni dinlemedi. | Open Subtitles | حاولت إخبار "سارة" ولكنها لم تنصت |
| dinlemedi. | Open Subtitles | ولكنها لم تنصت إليّ. |
| Beni dinlemedi. | Open Subtitles | و لم تنصت |