| Fotoğraf makinemi içeri sokmama izin vermediler, çünkü yapay gerçeklikleri, mitleri ve inançları tehdit ediyor ve gerçeklerin kanıtı niteliğini taşıyor. | TED | انهم لم يسمحوا لي بإدخال الكاميرا لأنها تواجه الحقائق المشيدة والخرافات والمعتقدات ، وينص على ما يبدو أدلة عن الحقيقة. |
| Görmemize izin vermeyeceklerdir. Geçen gece bana izin vermediler. | Open Subtitles | انهم لن يسمحوا لنا, انهم لم يسمحوا لى ليلة امس |
| Bir gün okula gitmiştim ve çocuklar onlarla basketbol oynamama izin vermedi. | TED | ذهبت للمدرسة ذات يوم، والأولاد لم يسمحوا لي بلعب كرة السلة معهم |
| Hayır, iyi bir hayatı olabilmesi için onu evlatlık olarak bıraktım ve sonra beni manastıra geri almadılar. | TED | لا، وهبته للتبني حتى يتسنى له أن يحظى بحياة كريمة، بعدها لم يسمحوا لي بالعودة إلى الدير. |
| Duymadınız mı? 2000 yıldır izin vermiyorlar. | Open Subtitles | لم يسمحوا بذلك منذ ما يقرب من 2،000 سنة. |
| Yapmam gereken her şeyi yapmama rağmen bana ziyaret izni vermiyorlar. | Open Subtitles | وقد فعلت كل ما يجب فعله ومازالوا لم يسمحوا لي بالزيارة |
| Yüzmemize izin vermedikleri o deniz gibi kokuyor. | Open Subtitles | رائحته مثل ذلك الشاطئ الذي لم يسمحوا لنا بالسباحة فيه |
| "...ama girmeme izin vermediler. Bugün cumartesi..." | Open Subtitles | لكنهم لم يسمحوا لي بالدخول فقد كان يوم سبت، |
| Bu çocuklar kukla gösterisinin bir parçası olmama izin vermediler. | Open Subtitles | هؤلاء الأولاد لم يسمحوا لي أن أكون جزءاً من عرض الدُمى |
| Dördümüz bir taksiye bindiğimizde yanlarına oturmama izin vermediler. | Open Subtitles | لذا, إستقلينا سيارة آجرة لكنهم لم يسمحوا لي بالجلوس معهم بالخلف |
| Hayır, ne yazık ki yanlarına sokulmama izin vermediler. | Open Subtitles | هل عملتى حوار مع الأثنين الآخرين لا,للأسف لم يسمحوا لى بالإقتراب منهم |
| Neden arkadaşlarımızı... aramamıza izin vermediler, dostum? | Open Subtitles | لماذا إذن لم يسمحوا لنا بأن نكلم أي من أصدقائنا؟ |
| Çok acı çekiyor ama ağrı kesici düğmesine basmama izin vermedi. | Open Subtitles | يتألمّ كثيراً لكنّهم لم يسمحوا لي بأن أضغط على زر مسكّن الألم |
| 15 kişilik Kriket takımınızda öğretmenlerinizin.... ....oturmasına izin vermedi. | Open Subtitles | ولاعبو فريقكم للكريكت الذين لم يتجاوزو ..الخامسة عشر لم يسمحوا للآخرين بالفوز خلال آخر خمس سنوات |
| Beni çalıştıran insanlar kimseyle iletişim kurmama izin vermedi. | Open Subtitles | هؤلاء الناس الذين جندوني، لم يسمحوا لي بالإتصال بأي شخص |
| Ben hastaneye gittim ama beni içeri almadılar. | Open Subtitles | ذهبت مسرعة إلي المستشفي ولكنهم لم يسمحوا لي بالدخول |
| Ambulansta beni yanına almadılar. | Open Subtitles | . و لم يسمحوا لي بأن أركب معك بسيارة الإسعاف |
| Elbette panik çıkmaması için Mavi Hattı aştığına dair haberlerin yayınlanmasına izin vermiyorlar. | Open Subtitles | بالطبع لم يرغبوا بحالة فزع , لذا لم يسمحوا لنا بنشر التقارير التي عبرت بالفعل الخط الاورق |
| - Bir şey almama izin vermiyorlar. | Open Subtitles | لارس، لقد جن جنونهم لم يسمحوا لي ان اشتري اي شيء |
| Açılış töreninde söylemene izin vermedikleri o şarkıyı şovun bir sonraki bölümünde söylemeye ne dersin? | Open Subtitles | ,مارأيك في الحلقة القادمة من البرنامج .. يمكنك أن تغني تلك الأغنية الني لم يسمحوا لك بغناءها في الإفتتاح؟ |
| Teknelerin girmesine izin vermedikleri için çocuklarımızın açlıktan kıvranmasını izlemek zorunda kaldık. | Open Subtitles | وكان علينا ان نشاهد ابنائنا يعانون لأنهم لم يسمحوا بدخول السفن |