| Düzgün yetiştirilmenin bununla bir ilgisi yok. - Gerçekten mi? | Open Subtitles | حيث أن تربيته الجيدة , لم يكن لها صلة بالموضوع |
| Onun, bu şirketler kadar büyük bir etkisi yok. | TED | لم يكن لها نفس الأثر الذي كان لهذه الشركات الأخرى. |
| Ona dair yolda hiç bir iz yoktu bizde dağıldık | Open Subtitles | لم يكن لها اى اثر على الطريق الرئيسى، لهذا تفرقنا |
| Yasal seviyede belirli bir anlayışı yoktu bunları nasıl kullanacağına dair. | Open Subtitles | لم يكن لها فهم علي مستوي سياسة إستخدام كل هذه الأشياء |
| Jean'ın seçim yapma şansı hiç olmadı. | Open Subtitles | انه يبدو بأن جين لم يكن لها حق الختيار ابدا |
| Uzaylıya telekinetikle fırlattığım hiçbir şeyin etkisi olmadı. | Open Subtitles | لم أستطيع إلقاء شيئ ضد الفضائى بقوتى. لم يكن لها أى تأثير. |
| - Eğer var olmamışsa, problem de yok. - Onu aramamız lazım. | Open Subtitles | اذا لم يكن لها وجود, فلا مشكلة اعتقد اننا يجب ان نبحث لها |
| Kurbanın alışveriş arabasında bulunması haricinde onunla hiçbir ilişkisi yok. | Open Subtitles | حسناً,الضحية لم يكن لها علاقة بالعربة باستثناء حقيقة أننا وجدناها فيها |
| Yalan ifade vermek için bir nedeni yok. | Open Subtitles | لم يكن لها أي مصلحة في الإدلاء بشهادة كاذبة |
| Madem bir çıkış yok ne diye hayatımla ilgileniyorsun? | Open Subtitles | ما همّكِ بحياتي هناكَ إن لم يكن لها وجود؟ |
| Bardaydı. - Onun bu işle bir ilgisi yok. | Open Subtitles | لم يكن لها علاقة بهذا لو كان هذا ما تفكر به |
| Çikolata? Bu nereden geldi? Ve bunlar ortaya çıktığında ben de kendi kendime aynı şeyi düşündüm, çünkü bizim araştırmamızın peynir ya da çikolatayla hiçbir alakası yoktu. | TED | و انا ايضا فكرت بنفس الطريقة عندما ظهرت هذه العناوين لان دراستنا لم يكن لها اي علاقة بالجبن او الشوكولاتة |
| Hiç şüphesiz hatırlayacaksınız efendim, Bayan Crosbie'nin belirttiğine göre o ölümcül geceye kadar birkaç hafta boyunca kurbanla hiçbir iletişimi yoktu. | Open Subtitles | سوف تتذكر يا سيدى, بلا شك, ان السيدة كروسبى قد افادت بأنها لم يكن لها اتصال بالمرحوم حتى الليلة المميتة ومنذ عدة اسابيع |
| Villette'le tartışmamın aniden idrakla ilgisi yoktu. | Open Subtitles | مجادلتى مع فاليت لم يكن لها أى علاقة بأدراكِ |
| Ama karısı Saray kısırdı ve çocuğu yoktu. | Open Subtitles | ولكن زوجته ساراى كانت عاقراً و لم يكن لها أطفالاً |
| Makinalı tüfeğimin bu sefer bana hiç faydası yoktu. | Open Subtitles | حسناً بندقية الضغط لم يكن لها أهمية هذه المرة |
| Ya başladığımız yere geri döneceğiz, ya da gerilimin hiçbir etkisi olmadı. Ya da sonuçta gruplar belli bir noktaya kadar parçalandı onların çıktığını düşünmeye başlayadığımız noktaya. | TED | إما أننا عدنا من حيث بدأنا و العملية العسكرية لم يكن لها فائدة أو أن الجماعات تجزأت لدرجة أننا يمكن الأن أن نفكر في سحب القوات |
| Tanrım, hiç fırsatı olmadı. | Open Subtitles | يا إلهي ، لم يكن لها فرصة أبدا |
| Hiç sevgilisi olmadı. Çok çekingendir. | Open Subtitles | لم يكن لها ابداً عشيق , فهي خجولة جداً |
| Hayatım pek başarılı olmadı. | Open Subtitles | حياتي لم يكن لها معنى |
| -Asla gerçek amacına uygunsuz olmadı. | Open Subtitles | لم يكن لها أبداً غرض ملائم |