| Belli ki ikimiz de silahlarımızı bırakmayacağız... - ...o hâlde biraz konuşalım. | Open Subtitles | من الواضح أنه لن يضع أياً منا سلاحه، لذا لنتكلم حول الأمر |
| Artık dijital teknolojinin, hayallerimizdeki teknolojinin bu hayatı nasıl sevdiğimiz hayata dönüştüreceğini konuşalım. | TED | لنتكلم عن كيف يمكننا استعمال التكنولوجيا الرقمية، تكنولوجيا أحلامنا، لنجعل هذه الحياة الحياة التي يمكن أن نحب. |
| Başka bir hikaye hakkında konuşalım, intihar ile ilgili bir hikaye. | TED | لنتكلم عن واحدة من القصص الأخرى ألا وهي الإنتحار. |
| Bu konuda konuşmak istiyorum dedin. Hadi konuşalım. Nasıldı? | Open Subtitles | انت تريد ان نتحدث عن هذا لنتكلم كيف كانت هيا ؟ |
| Evet, seninle konuşacak çok şeyimiz varmış. Odana gidebilir miyiz? | Open Subtitles | نعم، لدينا أمور كثيرة لنتكلم عنها هلا ذهبنا إلى غرفتك؟ |
| Evet, neden oradan aşağı inmiyorsunuz, ondan sonra da bunun hakkında konuşuruz. | Open Subtitles | ذلك صحيح لما لا تنزل على الطابق لنتكلم عن هذا |
| Olur, konuşalım. Artık işiniz bitti. Artık gücünüz kalmadı. | Open Subtitles | حسنا لنتكلم عنة , أولا لقد انتهى أمركم لم تعد عائلة كورليونى بنفس قوتها |
| Önce para konuşalım, sonra iş. | Open Subtitles | لنتكلم عن المبلغ أولاً، وندع المشاريع الأخرى لاحقاً |
| - Hadi, konuşalım. - Artık sadece laf değil, işte. | Open Subtitles | ـ نستطيع أن نتكلم عن ذلك أيضا ً ـ لنتكلم عن ذلك |
| Bunu da konuşmalıyız. - Hadi, konuşalım. | Open Subtitles | ـ نستطيع أن نتكلم عن ذلك أيضا ً ـ لنتكلم عن ذلك |
| Tamam, iş konuşalım. | Open Subtitles | كيف استطعت الحفاظ على رخصة السوق؟ حسناً، لنتكلم بشكل جديّ ماذا ستكون عقوبتي؟ |
| Millet ! Hayır ! Gelin haydi, bunun hakkında konuşalım! | Open Subtitles | هيا يا إخوان لنتكلم عن هذا الٔامر، هيا أرجوكم |
| Şimdi... eve geri nasıl döneceğimi konuşalım. | Open Subtitles | و الآن لنتكلم عن الطريقة التي سأرجع بها إلى البيت |
| Şimdi... eve geri nasıl döneceğimi konuşalım. | Open Subtitles | و الآن لنتكلم عن الطريقة التي سأرجع بها إلى البيت |
| Sakin ol bakalım. İş konuşmak için buradayız. | Open Subtitles | اهدا ايها الرجل الرئيس نحن هنا لنتكلم على العمل |
| - Sadece konuşmak gerekir. - konuşacak bir şey yok. | Open Subtitles | نحن فقط نريد أن نتحدث إليك ليس هناك أي شيء لنتكلم بشأنه |
| İyi, o zaman konuşacak bir şey kalmadı değil mi? | Open Subtitles | حسنآ, لذا ليس هناك شىء أكثر لنا لنتكلم عنه أليس كذلك؟ أنت ما كان عندك أبدآ جندى بحرية خلفك |
| Bu konuyu sonra konuşuruz. Ben, mahzeni bir kontrol edeyim. | Open Subtitles | . سأعود إليكى لنتكلم عن ذلك الموضوع . سأذهب لأفحص النبيذ |
| Henüz bu konuyu konuşma şansımız olmamıştı. | Open Subtitles | في الحقيقة لم تواتنا الفرصة لنتكلم عن هذا بعد. |
| Tatlılardan bahsedelim. Yapmak istemediğiniz şey çörek yemek. | Open Subtitles | لنتكلم عن الحلويات، ما عليك تجنبّه هو حلوى الدوناتس |
| Akıl alır gibi değil. İnsan evriminin cereyana uğradığı bu muhteşem döneme giriyoruz; sözlerin kaybolduğu bir şekilde konuşmaya evrildik, fakat her şeyin kayıt altına alındığı bir çevrede yaşıyoruz. | TED | هذا جنون. نحن ندخل هذه الحقبة المذهلة من تدفق التطور البشري حيث تطورنا لنتكلم بطريقة تختفي فيها كلماتنا, لكن نحن في بيئة حيث نسجل كل شيء. |
| Kibar kibar konuşalım, sonra kılıç çekip, yerle bir edelim. | Open Subtitles | لنتكلم معهم بتهذيب وبعدئذ نسحب سيوفنا ونقضي عليهم |
| Bu arada bir ara verip yeni tavrı hakkında konuşsak? | Open Subtitles | وهلا أخذنا دقيقة لنتكلم بشأن السلوك الجديد؟ |
| Baba, sanırım artık seninle küçük bir sohbet etmenin zamanı geldi. | Open Subtitles | بابا , أشعر بأنه حان الوقت لنتكلم انا وأنت |
| Şimdi, şu gizemli adamı tanımlama kısmına geri dönelim. | Open Subtitles | لنتكلم الآن عن تعرفك على هذا الرجل الغامض |
| Buraya gelmen gerekiyor, yüzyüze Konuşmamız lazım. | Open Subtitles | أريد منك القدوم إلى هنا لنتكلم وجهاً لوجه |
| - Biraz konuşmamıza izin ver. | Open Subtitles | أمنحنا الفرصة لنتكلم أنا ولانا سوياً |
| Yarın da konuşabiliriz bunları. | Open Subtitles | لكن لنتكلم عن ذلك غدا فلتمتطي حصانك |
| Seni Konuşabileceğimiz sakin bir yere götüreceğim. | Open Subtitles | أنا ساذهب معك إلى مكان هادئ لنتكلم |