| Onun saçının teline dokunursan o bayrağı bulacak kadar yaşayamazsın. | Open Subtitles | ان لمست شعرة واحدة من رأسها لن تعيش لرؤية الراية |
| Kulağını dört aç ve dinle evlat bana karşı bir yanlış yaparsan kendi saltanatını görecek kadar yaşayamazsın. | Open Subtitles | ـ لكن استمع لي عندما أخبرك يا بني ـ أنك لن لن تعيش لتراه إذا أخفقت الآن |
| Fazla ömrü kalmadı. | Open Subtitles | لن تعيش كثيراً |
| Fazla ömrü kalmadı. | Open Subtitles | لن تعيش كثيراً |
| Robot taklidi yapan sarhoş bir domuz görene kadar yaşamış sayıImazsın. | Open Subtitles | لن تعيش حتى ترى خنزيراً سكيراً يقلد الإنسان الآلي. |
| yaşamayacak olması çok yazık. Ama zaten kim yaşıyor ki? | Open Subtitles | سئ جدا أنها لن تعيش لكن مرة أخرى , من يعيش ؟ |
| Konuşmana dikkat et! Yoksa o günleri görecek kadar yaşayamayacaksın. | Open Subtitles | راقب لسانك، وإلا فإنك لن تعيش لترى ذلك اليوم |
| Riyaya katlanamadığını söylüyorsun, ama en büyük riyakar sensin! | Open Subtitles | انك لن تعيش فى أكذوبة و لكنك محنك فيها |
| Söyleyeceğim ama bunu kullanacak kadar uzun yaşamayacaksın. O... Bu bir Smith Wesson. | Open Subtitles | سأخبرك ، لأنك لن تعيش لإستعمال تلك المعلومات , انا أعمل ل |
| Söylediğin her şey. Seni her zaman arzulayacağım. Ama burada yaşayamazsın. | Open Subtitles | هذا ما تقولونه كلكم في البداية صحيح إني أحببتك ، لكن لن تعيش هنا |
| Üniversite umurunda değil, öyle olsun ama artık burada yaşayamazsın. | Open Subtitles | أنت غير مهتم بالكلية ، لا بأس ، ولكنك لن تعيش هنا بعد الآن |
| — Burada da fazla yaşayamazsın, Bay Hankey. Hadi ama! Ölmene izin vermeyeceğim! | Open Subtitles | لن تعيش طويلاً هنا أيضاً يا سيّد (هانكي)، هيّا بنا، لن أدعك تموت |
| Kira vermeden burada yaşayamazsın, o bir kesin. | Open Subtitles | لن تعيش هنا بلا مقابل، هذا أمر مؤكد |
| Fazla ömrü kalmadı zaten. | Open Subtitles | -عموماً هي لن تعيش طويلاً . |
| Fazla ömrü kalmadı. | Open Subtitles | لن تعيش طويلاً |
| Çocuklar, birileri bir yerlerde sizin yaptığınız bir şey yüzünden uyarı levhası asmamışsa yaşamış sayılmazsınız. | Open Subtitles | يا أطفال، لن تعيش حقا حتى يضع أحدهم إشارة في مكان ما، لشيئ فعلته ...على سبيل المثال |
| "Cilalı abanoz zeminde bir valinin karısını becermediysen kendini yaşamış sayma." | Open Subtitles | لن تعيش حياتك إلا حين تعاشر زوجة حاكم على الأرض." |
| yaşamayacak olması çok yazık. Ama zaten kim yaşıyor ki? | Open Subtitles | سئ جدا أنها لن تعيش لكن مرة أخرى , من يعيش ؟ |
| Bir böbrek alacak kadar uzun süre yaşamayacak. | Open Subtitles | إنها لن تعيش لوقت كافي لتحصل على كلية جديدة |
| Sen de kız kardeşime bir daha bakarsan pişman olacak kadar yaşayamayacaksın! | Open Subtitles | نحن راحلون ، و إذا نظرت لأختي لن تعيش لتندم على هذا الأمر |
| Onu ziyaret edebilirsin ama onunla asla yaşayamayacaksın. | Open Subtitles | بإمكانك زيارتها، لكنك لن تعيش معها بتاتاً |
| Riyaya katlanamadığını söylüyorsun, ama en büyük riyakar sensin! | Open Subtitles | انك لن تعيش فى أكذوبة و لكنك محنك فيها |
| Umarım bu partide eğleniyorsundur, Carlos çünkü başka bir tanesine katılacak kadar uzun yaşamayacaksın. | Open Subtitles | آمل أن تستمتع بهذه الحفلة، يا (كارلوس)، لأنك لن تعيش لترى حفلة أخرى |