| Bir babanın oğluna bir mahkeme kararı hakkında bilgi vermesi gibi mi? | Open Subtitles | أنت تقصد، مثـال لذلك عندما يبوح الأبّ لولده بشأن حكم قضائي ، على شركة الطيران |
| Lincoln Scott'ın oğluna "saygı"... kelimesini açıklamak için şansı oldu. | Open Subtitles | حيث سنحت الفرصةل لينكولن سكوت ان يشرح لولده معنى كلمة الشرف |
| Cinayet esnasında üstünde taşıyıp fildişi parçayı düşürmüş, sonra da doğa aşığı olan en büyük oğluna vermiştir. | Open Subtitles | ،لابد انها كانت معه في وقت القتل ،وسقطت منه قطعت العاج وأعطاها لولده الكبير المحبوب |
| Bunları, oğlunu kaybetmenin vermiş olduğu acıdan dolayı yaptığını anlamalısınız. | Open Subtitles | بالطبع أنت تفهم الحزن الذي يشعر به بسبب فقده لولده |
| Birbirlerini babanın oğlunu oğlanın da babasını sevmesi gibi sevmişler. | Open Subtitles | .ولقد أحبّوا بعضهم , كحبّ أب لولده |
| Ama bu bir babanın oğlunu daha az sevdiği anlamına gelmez. | Open Subtitles | ولكن هذا لا يعني أن حب الاب لولده أقل |
| Belki de bunu iyi niyete veya oğluna olan sevgisinin yarattığı körlük yüzünden bu işe o işe uygun olmadığını görememesine bağlayabiliriz. | Open Subtitles | قد نستطيع أن نغزو الأمر إلى السذاجة أو إلى مجرد حب عام لولده أعماه عن الحقيقة التي تفيد بأن ولده لم يكن كفؤاَ لهذه المهمة |
| Öz oğluna. | Open Subtitles | لا يمكنهُ أن يتخفى لولده |
| Bir kadının eşini seveceği gibi babası da oğlunu sevmeli. | Open Subtitles | و كوالد يفعل هذا لولده |