Bu düşündüğün gibi değil, Steven. | Open Subtitles | انها ليست ما هو رأيك. انه نوع جديد من بارد. |
Bu şu anda mevcut eviniz gibi değil, ancak çocuklarınız için odayı ikiye bölebilirsiniz. | Open Subtitles | ليست ما ترينها الآن لَكنَّك يُمكنكِ أن تقسمي الغرفه لكِ و للولدين |
Ama daha önce bahsettiğim gibi değil. | Open Subtitles | انها فقط ليست ما كنت اتحدث عنه من قبل |
Anthony, güven bana, ...artık eskisi gibi değil, tamam mı? | Open Subtitles | انتوني ثق بي انها ليست ما كانت من قبل |
Ve bana söylediğin gibi, ondan kurtuldum. O söylediği kişi değil. | Open Subtitles | إنها ليست ما تتدعيه |
O düşündükleri kişi değil. | Open Subtitles | انها ليست ما يظنون |
Çincem artık eskisi gibi değil. | Open Subtitles | لغتي الصينية ليست ما يفترض ان تكون عليه |
Olay düşündüğün gibi değil Maze. | Open Subtitles | انها ليست ما كنت أعتقد، المتاهة. |
Çünkü gerçek, senin anlattığın gibi değil. | Open Subtitles | لأن الحقيقة ليست ما تقولين |
Göründügü gibi değil. | Open Subtitles | انها ليست ما تبدو عليه |
Ama gerçek senin düşündüğün gibi değil. | Open Subtitles | لكن الحقيقة ليست ما تظنه |
Düşündüğün gibi değil, biz... | Open Subtitles | انها ليست ما هو رأيك. نحن فقط... |
Düşündüğün gibi değil. | Open Subtitles | انها ليست ما تعتقد |
Sarah, düşündüğün gibi değil. | Open Subtitles | سارة هي ليست ما تفكر به |
Düşündüğün gibi değil. | Open Subtitles | أنها ، أنها ليست ما تعتقدِ |
Evet ama düşündüğünüz gibi değil. | Open Subtitles | أجل، لكنّه... ليست ما تفكّر به. |
Umduğum gibi değil. Amma... | Open Subtitles | لقد وصلت إلى قرار، ليست ما توقعته... |
Düşündüğünüz gibi değil. | Open Subtitles | انها ليست ما كنت اعتقد. |
Olması istediğin kişi değil. | Open Subtitles | إنها ليست ما تريدها أن تكون |