Evet adil değil. Ama Nana dört patisi olan en iyi hemşire. | Open Subtitles | ليس عدلا في الحقيقة لكن نانا كانت الممرضة الأجود في أربعة كفوف |
Düzeltebilmek için her şeyi yaptı, hayatını tehlikeye attı bu hiç adil değil! | Open Subtitles | ضحت بكل شئ لتنقذ الموقف , لقد خاطرت بحياتها ان هذا ليس عدلا |
Hiç de adil değil. Fakat sonra Rusça konuşan insanlar için bir tabela gördüm ve şu zamana kadarki en iyi hayır diyen tabelaydı. | TED | هذا ليس عدلا. لكني وجدت علامة للاشخاص الناطقين بالروسية، وكانت افضل علامة على الاطلاق لقول لا. |
Bu haksızlık. Ben de istedim. Bana bir bardak bira yok mu? | Open Subtitles | ليس عدلا , طلبت واحدة أيضا ألن أحصل على كأس بيرة ؟ |
Seni emniyetten atabilirler, bu haksızlık. | Open Subtitles | لا يستطيعوا إقالتك من القوة هذا ليس عدلا |
Çocuğunun, insanlara veya mala mülke saygı göstermeyip... canı istediği gibi azıtması doğru değil. | Open Subtitles | ليس عدلا ان يفعل ذلك الولد ما يشاء من دون الاخذ بعين الاعتبار الناس وممتلكاتهم |
Bazı polis kurallarını çiğnemek zorunda kalsan bile... orada durup bana söylememen adil değil. | Open Subtitles | هذا ليس عدلا ان تقف هناك ولا تخبرنى حتى ولو اُضطررت لأن تكسر بعض قوانين الشرطة |
Ama bu adil değil. Bana bir gerekçe söylemelisiniz. | Open Subtitles | ولكن, هذا ليس عدلا, يجب ان تعطينى انذارا |
Bu adil değil. Hayatın gerçeklerini öğrenmeden yaşlı bir adam olacağım. | Open Subtitles | هذا ليس عدلا.سأصبح عجوزا قبل أن أتعلم حقائق الحياة. |
Ama bu hiç adil değil. Neden kiliseye gitmek zorundayız? | Open Subtitles | لكنه ليس عدلا ، أعني لما يتوجب علينا الذهاب للكنيسة ؟ |
-Bu adil değil değil. -Ne yapacaksın, bok kafa. | Open Subtitles | هذا ليس عدلا ابكى ومن دموعك اصنع نهرا يا أحمق |
Bu hiç adil değil. Asıl ben hep yiyecek şeklinde bir araba sürmek istiyordum. | Open Subtitles | كلا هذا ليس عدلا لطالما تمنيت أن أقود سياره على شكل مشهيات |
- 14 saatlik yol gideceğim. - Bak işte, bu adil değil. | Open Subtitles | سأبتعد عنك 14 ساعة بالسيارة أتعلم انه ليس عدلا |
Bu adil değil. Babam yaşlandı artık. Unutkanlık da başladı. | Open Subtitles | هذا ليس عدلا , ابي يكبر في السن وفي بعض الاحيان ينسى الاشياء |
Hiç adil değil, Malvolio.o. | Open Subtitles | أنه فقط ليس عدلا انتظر ثلاث سنوات ونصف لأوليفيا |
Senin için bu kadar önemli olan birinin öylece hayatından çıkarılması hiç adil değil. | Open Subtitles | إنه ليس عدلا ً أن يكون لديك شخص كهذا ويخرج فجأة من حياتك. |
Balık avlamak için "böcek kızartıcı" kullanmak hiç adil değil baba. | Open Subtitles | ابي، ليس عدلا ان تستخدم صاعقة الذباب لصيد الاسماك |
Yapma, bu haksızlık. | Open Subtitles | نعم , الان هيا , هذا ليس عدلا هيا يا رجل |
- Peki, duygusuz adam. - Willow haksızlık ediyorsun. | Open Subtitles | حسنا، أنت عديم الشعور ويلو، هذا ليس عدلا |
Sırf herifin biri tezgahtârı vurdu diye randevumuzun kısa kesilmesi çok büyük haksızlık. | Open Subtitles | ليس عدلا ان موعدنا ينتهي بسرعة لأن احدهم اطلق النار على بائع في متجر |
Çocuğunun, insanlara veya mala mülke saygı göstermeyip... canı istediği gibi azıtması doğru değil. | Open Subtitles | ليس عدلا ان يفعل ذلك الولد ما يشاء من دون الاخذ بعين الاعتبار الناس وممتلكاتهم |
Ona yaptığın hiç hoş değil. Biliyorsun seni hala seviyor. | Open Subtitles | أنه ليس عدلا ماتفعله بها أنت تعلم أنها لاتزال تحبك |