| Karın bu konuda ne düşünüyor? Bunu bilmek zorunda değil. | Open Subtitles | حسناً، ليس عليها أن تعرف فقد نجح الأمر لـ12 عاماً |
| Ama kararını şu an vermek zorunda değil, değil mi? | Open Subtitles | ولكن ليس عليها أن تقرر في هذه اللحظة ، حسناً؟ |
| O gitmek zorunda değil. Kimse onun adını duymadı bile. | Open Subtitles | هي ليس عليها الذهاب لم يسمع بها احد من قبل |
| Kadında değil, adamda! | Open Subtitles | ليس عليها ! بل عليه |
| Kadında değil, adamda! | Open Subtitles | ليس عليها ! بل عليه |
| Bir pencere sadece bir pencere olmak zorunda değil. | TED | النافذة ليس عليها أن تكون مجرد نافذة بعد الآن. |
| - Buna cevap vermek zorunda değil. Sakın cevap verme. - Siz miydiniz? | Open Subtitles | ليس عليها الإجابة على هذا السؤال, لاتجيبي أكان أنت من قام بذلك؟ |
| Evet. Ona söyle tekrar görüşme yapmak zorunda değil. | Open Subtitles | أجل، إخبريها انّ ليس عليها أن تعيد المثابلة مُجدّدًا. |
| Geçmişe dönüp boku yemiş kellemi düzeltemem ama daha en baştan bu kadar da sert olmak zorunda değil, değil mi? | Open Subtitles | لا يمكنني أن أعود بالزمن وأصلح عقلي المشوش ليس عليها أن تكون مستاءة بالأساس, لا؟ |
| Ama yalnız olmak zorunda değil. Onunla konuşabilirsin. | Open Subtitles | لكن ليس عليها أن تكون وحيدّة يمكنك الحديثُ معها |
| Ama işin aslı, pahalı olmak zorunda değil. | Open Subtitles | لكن حقيقة الأمر هي أنّ ليس عليها أن تكون مكلِفة، |
| Zahmetli olmak zorunda değil. | Open Subtitles | ليس عليها أن تكون مزعجة ليس عليها أن تكون صعبة، |
| Denizci olmaktan? Olmak zorunda değil. | Open Subtitles | ليس عليها أن تعرف شـيء عن البحرية |
| Bu fotoları görmek zorunda değil. Ortadan kaldırırım. Yemin ederim. | Open Subtitles | ليس عليها أن تشاهد الصور سأضيعها , أعدك |
| Zor olmak, zaman almak zorunda değil. | Open Subtitles | ليس عليها أن تكون مستهلِكة للوقت. |
| Seçim yapmak zorunda değil. | Open Subtitles | ليس عليها أن تختار. |
| Burada bulunmak zorunda değil. | Open Subtitles | ليس عليها أن تكون هنا |
| -O yalnız kalmak zorunda değil... | Open Subtitles | ليس عليها أن تكون |