| Ya kamp yapıyordu ya da cesedi taşımak için kullandı. | Open Subtitles | اما انه كان يخيم منذ فترة او استخدمه لينقل الجثة |
| Her halükarda katil cesedi taşımak için bir şey kullanmış. | Open Subtitles | بكلا الحالتين كانَ على القاتل أن يستخدمَ شيئاً لينقل الجثه |
| Farkettik ki, Yıldız Geçidi düzeneği özellikle insanları taşımak için yapılmış ya da benzer vücut yapısında olanları. | Open Subtitles | لقد قدرنا أن نظام بوابات النجوم تم بناؤه لينقل البشر خصيصا أو ما يشابه البشر فى تكوينهم الفيزيائى |
| Ebu Sayyaf da silah, patlayıcı ve terörist taşımak için çok para verir. | Open Subtitles | النوع الذي يدفع له (أبو سيّاف) لينقل الأسلحة متفجرات و إرهابيون |