| Dişler hâlâ yerinde. Kayıtlar bize kesin kimliğini verecektir. | Open Subtitles | الأسنان سليمة، يجب أن يعطينا سجلّ الأسنان هويّة مؤكّدة |
| kesin sonuçlanacağını düşünmemize rağmen ters giden davalar gördük hepimiz. | Open Subtitles | شهدنا جميعًا قضايا حسبناها مؤكّدة تذهب أدراج الرياح |
| Burada olduğuna dair kesin bir bilgim yok zaten. Bir ihbarı değerlendiriyorum. | Open Subtitles | اسمع، ليست لديّ معلومات مؤكّدة بأنّها هنا، إنّما أتحرّى بلاغًا |
| Büyük bir operasyon için kesin kanıtları var. | Open Subtitles | لديهم معلومات مؤكّدة تخص عملية كبيرة |
| Sana söyledim Bill; özür, kesin yenilgiye giden tek yol. | Open Subtitles | قلت لك يا بيل، إنّ الالتماس هو أحد السبل... التي تؤدّي إلى هزيمة مؤكّدة. |
| Bu, yeni bir fikir değildi, ...ancak bu sefer, uygulama niyetinde olduğumuz kesin bir plandı. | Open Subtitles | إنها فكرة ليست جديدة لكن هذة المرّه ، هي خطة مؤكّدة ! |
| Altının kesin kanıtı. | Open Subtitles | آثار مؤكّدة للذهب. |