| Çünkü balıkların vücutlarında her zaman Temiz su da vardır. | Open Subtitles | عندما تمضغ سمكا خاما، هناك دائما ماء عذب قليلا. |
| Burada Temiz su mevcut ve nehrin kıyısı da, gür podocarp çalılıkları ve ağaçsı eğreltiotlarıyla dolu . | Open Subtitles | فهناك ماء عذب وضفاف النهر سميكة ومعشبة بأشجار سرخسية |
| Ama o tatlı su. | Open Subtitles | لكن كان هذا ماء عذب وكمية التآكل |
| Bu çok anlamsız, burası tatlı su. - En iyisi örnek alalım. | Open Subtitles | هذا ليس منطقياً، هذا ماء عذب |
| Çalıştığım birçok yerde, otomatik bir silah elde etmek temiz içme suyu elde etmekten daha kolaydır. | TED | في كثير من المناطق التي عملت بها، من السهولة بمكان الحصول على بندقية آلية من أن تحصل على ماء عذب للشرب. |
| İhtiyaçları alalım; içme suyu, yiyecek ve gemiyi hazır hâle getirip Buruke'a yönelelim. | Open Subtitles | لنجلب المؤونة , ماء عذب , طعام نجهز السفينة |
| Kaç kişi taze su almak için 10, 20 kilometre yol gidiyor. | Open Subtitles | كم شخص يمشي من 10 إلى 20 ميل للحصول على ماء عذب ؟ |
| Temiz su kaynağı göremedim. | Open Subtitles | لم نستطع العثور علي اي اثر لوجود ماء عذب |
| O zaman kulübede neden Temiz su kabı var? | Open Subtitles | ثمّ الذي عِنْدَكَ a طاسة ماء عذب لhimout في السقيفةِ؟ |
| Temiz su bulmalıyız. | Open Subtitles | عيلنا ان نعثر على ماء عذب |
| Temiz su. | Open Subtitles | ماء عذب |
| Temiz su. | Open Subtitles | حسناً ماء عذب |
| Genus nitzschia bulduk mesela. Bu da demektir ki, tatlı su limanından bahsediyoruz. | Open Subtitles | مثلاً، إن وجدنا الجنس (نيتشيا)، نعلم أن مطلبنا هو حوض ماء عذب |
| Bu adada tatlı su kaynağı var. | Open Subtitles | هناك ماء عذب علي تلك الجزيرة |
| Peki ya sende tatlı su veya tuzlu su fanusu var mı? | Open Subtitles | هل لديكِ حوض ماء عذب أم مالح؟ |
| İhtiyaçları alalım; içme suyu, yiyecek ve gemiyi hazır hâle getirip Buruke'a yönelelim. | Open Subtitles | لنجلب المؤونة , ماء عذب , طعام نجهز السفينة |
| Gökyüzündeki yıldızlara bakarak yönümü bulacağımı, ağzımda bir rambo bıçağıyla balıkları avlayıp canlı canlı derilerini yüzüp yiyeceğimi ve tuzu filtreleyerek bana içme suyu sağlayacak bir aracı arkamda sürükleyeceğimi mi düşünüyorlar? | TED | بأنني سأقوم ببعض السباحة السماوية، وأحمل سكينا في فمي، وأقوم بصيد الأسماك وسلخها حية وأكلها، وربما سحب محطة تحيلة مياه خلفي لشرب ماء عذب. |
| Bu adada taze su kaynağı var. | Open Subtitles | هناك ماء عذب على هذه الجزيرةِ. |
| taze su. | Open Subtitles | أه، ماء عذب |