| Bu evde, sen uyurken köşelerde dolaştığını hissettiğim şey buydu. | Open Subtitles | هذا ما شعرت به فى هذا البيت التسلل فى الاركان حين كنت نائما |
| Ama seni görünce hissettiğim şey gerçekleşti.M | Open Subtitles | لكن عندما رَأيتُك... ما شعرت به كان حقيقى |
| Bu uçuşu benim yapmamı önerdiklerinde neler hissettiğimi size anlatamam | Open Subtitles | ليس مضطراً ان اقول لكم ما شعرت به عندما اقترحَ انه يَجِب أَن اقوم بهذا الطيرانِ الأول في التاريخ |
| İlk karşılaştığımız günden beri neler hissettiğimi. | Open Subtitles | ما شعرت به منذ أول يوم التقيت بك فيه |
| İlk kez senin evine doğum günü hediyeni getirdiğim zaman hissettim. | Open Subtitles | أول ما شعرت به عندما وضعت هدية عيد ميلاد في منزلك |
| Ne hissettiğimi biliyorum. | Open Subtitles | أعلم ما شعرت به |
| Suratımın içinden geçerken tam da öyle hissetmiştim. | Open Subtitles | هذا ما شعرت به تحديداً وهي ،تخترق وجهي |
| O e-postayı okuduğumda nasıl hissettiğimi tarif edecek kelime bulamam. | Open Subtitles | لم أستطع إيجاد الكلمات المناسبة لوصف ما شعرت به عندما قرأت ذلك البريد الألكتروني |
| Ama sonra Sheila, Lisa'nın nasıl hissettiğini anladı. | Open Subtitles | لكن لاحقاً في تلك اللحظة بالذات شيلا أدركت ما شعرت به ليزا |
| Daha akıllı biri bunu en başından anlardı size karşı hissettiğim şey... hissettiğim şey... aşktı. | Open Subtitles | شخص ما برأس خنزير سيستوعب من البداية أن ما شعرته كان.. بأن ما شعرت به كان... |
| Ama o gün hissettiğim şey, güç her neyse ona ihtiyacımız var. | Open Subtitles | ولكن مهما كان ما شعرت به ذلك اليوم مهما كانت تلك القوة... فنحن بحاجتها |
| hissettiğim şey bu özgürlüğü tecrübe etme imkanı bularak mutlu olmaktı. | Open Subtitles | rlm; كان كل ما شعرت به هو السعادة للقدرة rlm; على ممارسة حرياتي |
| hissettiğim şey Stockholm Sendromuydu. | Open Subtitles | ما شعرت به كان ثقة بالمختطف |
| O an neler hissettiğimi tarif etmek zor. | Open Subtitles | من الصعب أن أصف ما شعرت به حينها |
| Niçin yaptığımı, neler hissettiğimi görmeye çalışıyor. | Open Subtitles | أنه يحاول معرفة لماذا فعلتها ...ما شعرت به |
| John'un günlüğünü okuduktan sonra neler hissettiğimi anlayamazsın. | Open Subtitles | أنت لن تدرك أبدًا ما شعرت به (بعد قراءة مذكرات (جون |
| Benim durumumda ise, sizi yetiştirdiğim yıllar boyunca içimden böyle hissettim. | Open Subtitles | .. في حالتي هذا ما شعرت به خلال سنوات تربيتي لك |
| Paige, sadece l gördüklerini, ama ben hissettim budur. | Open Subtitles | إنه ليس ما رأيته فقط ، بل ما شعرت به أيضاً |
| Ne hissettiğimi bilmiyordum. | Open Subtitles | لا أعلم حقًا ما شعرت به. |
| Ama Ne hissettiğimi biliyor musun? | Open Subtitles | ولكن هل تعلم ما شعرت به ؟ |
| Pete, Lewis Carroll'ın aynasında tutsak kaldığımda aynen öyle hissetmiştim. | Open Subtitles | بيت) هذا بالظبط ما شعرت به حين ) (كنت محجوزة داخل مرآة (لويس كارول |
| O e-postayı okuduğumda nasıl hissettiğimi tarif edecek kelime bulamam. | Open Subtitles | لم أستطع إيجاد الكلمات المناسبة لوصف ما شعرت به عندما قرأت ذلك البريد الألكتروني |
| Hislerini kastetmiştim, nasıl hissettiğini. | Open Subtitles | هذا ليس ما قصدته... قصدتُ مشاعرك، حول ما شعرت به |