| Seninle ortak güven oluşturdum, yani bunu ulaştırabileceğini kanıtlayan bir askerle. | Open Subtitles | أنا اصطنعت ثقة متبادلة معك جندي أثبت نفسه قادراً.. على إطلاقها |
| Sana ortak bir sorunumuzdan bahsettiğimi anlamışsındır. | Open Subtitles | أنت مدرك أني أطرح عليك مشكلة لعينة متبادلة |
| Bildiğiniz gibi, son gelişmelerin ışığında buluşmanızın ortak menfaatinize olduğunu düşündüm. | Open Subtitles | فكرت أنكم قد تخرجون بمصلحة متبادلة بالتعرف على بعضكم |
| Ben bizim gündemimizde ortak değerlerimizin bulunduğuna inanıyorum. | Open Subtitles | أظن هناك قيم مشتركة بيننا وترتيبات متبادلة |
| Bana karşı hisleri olduğunu biliyordun ve o hislerin karşılıklı olması düşüncesinden korkuyordun. | Open Subtitles | كنت تعرف أنه يكنّ لي المشاعر وكنت مذعوراً من أن تكون المشاعر متبادلة |
| Görünüşe göre artık ortak bir ilgi alanımız oldu. | Open Subtitles | على ما يبدو أنت و أنا لدينا مصالح متبادلة |
| Bir tür ortak yaşam oluşturmuşlar. | TED | كأنه هناك علاقة مصالح متبادلة. |
| Hizmetimi ona tavsiye etmiş ortak bir tanıdığımız var. | Open Subtitles | عندما معرفة متبادلة وهي توصي بخدماتي |
| Her zaman ortak ilgi alanlarımız oldu | Open Subtitles | كانت لدينا دائماً مصالح متبادلة |
| ortak bir tanıdığımız var. | Open Subtitles | لدينا معارف متبادلة |
| İkimizin de ortak çıkarına olur. | Open Subtitles | ستكون المصلحة متبادلة. |
| 'Durustluk en iyi ortak politikadir! | Open Subtitles | فالصدق هو أفضل سياسية متبادلة |
| - ortak yarar diyelim. | Open Subtitles | أعتبرها منفعة متبادلة |
| ortak performansa göre bakarız. | Open Subtitles | بناءً على أعمال متبادلة |
| Eğer akıllı telefonunuzdan birkaç metre uzaktaysanız, birkaç piconewton kuvvetinde karşılıklı bir çekim uygularsanız. | TED | إذا كنت على بعد أمتار قليلة عن هاتف ما، ستشعر بقوة متبادلة قدرها القليل من البيكونيوتن. |
| Benim için de bir zevk, tabii ki, karşılıklı olarak, ama sizin de anlayacağınız gibi, hayat hep zevklerden ibaret değil. | Open Subtitles | هذه السعادة متبادلة بالطبع لكن كما تعرف الحياة ليست مقتصرة على السعادة |