| Ve Prof. Owen, bunların kendi müzesinde olmaları için çok hevesliydi. | Open Subtitles | وكان بروفيسور اوين متحمس بشدة على أن يحصل متحفه على أفضل هذه الإكتشافات |
| Şanslıydım, çünkü yıllardır onu duyuyordum... ...ve sonunda onunla bu yılın başlarında... ...Chengdu'daki müzesinde tanıştım. | TED | لقد كنت محظوظة: لقد كنت أسمع عنه من سنين, وأخيرا قابلته في وقت سابق هذه السنة في متحفه في "شينجدو." |
| Bir ömür boyunca, Kültür Devrimi... ...ve sonrasındaki herşey vasıtasıyla... ...koleksiyon yapmaya devam etti... ...ve dolayısıyla şu anda müzesinde... ...modern Çin tarihini belgeleyen sekiz milyondan... ...fazla parça bulunmaktadır. | TED | فطوال عمره, و عبر كل شيء, عبر الثورة الثقافية وكل ما جاء بعدها, ظل يجمع, لذلك أصبح الآن يملك 8 ملايين قطعة في متحفه توثق تاريخ الصين الحديث. |
| Bu, müzesi için 1 milyon $ bağışlamamı istediğin adam mı? | Open Subtitles | هل هذا الرجل الذى كنت تريدينى ..... أن أتبرع له بمليون دولار من آجل متحفه ؟ |
| müzesi ve yayınlanacak olan makalesiyle. | Open Subtitles | بوجود متحفه و جريدته |
| müzesi Casa Dela Caita ile aynı bölgede bulunuyor. | Open Subtitles | متحفه البرشلوني يقع في المنطقة نفسها لـ(كازا دي لاكاريتا). |
| Kendi müzesinde bile kayboldu! | Open Subtitles | لقد تاه ذات مرة فى متحفه الخاص |
| Kendi müzesinde kayboldu demek? | Open Subtitles | تاه ذات مرة فى متحفه الخاص أليس كذلك ؟ |
| Edison'un iki yeni buluşu kendi müzesinde keşfedildi. | Open Subtitles | ،(اختراعين جديدين لـ(توماس إديسون اكتشفا للتو في متحفه |
| Kendi küçük müzesi gibiydi. | Open Subtitles | كان بمنزلة متحفه الصغير الخاص |