| Çünkü iş yerinize yapılan bir baskın, yerel polisle şans eseri karşılaşma hayatınızın yönünü sonsuza kadar değiştirebilir. | TED | بسبب مداهمة على مكان عملك، واحتمال مصادفة شرطي محلي بإمكانها أن تغير مجرى حياتك للأبد. |
| İrtibatı da sağlayacaksın ki baskın yemeden haberin olacak. | Open Subtitles | بل أن يكون لديك إتصالات تنبؤك بقدوم مداهمة قبل وقوعها |
| baskın yaptık, kötü gitti. | Open Subtitles | كان لدينا مداهمة للمكان وسأرت الأمور على نحو سيء |
| Ama sahte gömlekçimizin kesinlikle fark etmediği şey ise gördüğüm, duyduğum her şey evine bir şafak baskını yaptırabileceği, kapısına dayanan sekiz adamla uykusundan uyandırılıp mallarına el konabileceğiydi. | TED | ولكن الذي لا يدركه تاجر قمصان البولو هو أن كل شيء رأيته وسمعته سيؤدي إلى مداهمة منزله فجراً، إيقاظه من قبل ثمان رجالٍ على عتبة بيته ومصادرة جميع منتجاته. |
| - Ama bu arabalar bir baskında... - Hop, hop, hop! Bak evlat... | Open Subtitles | ولكن صادرنا هذه السيارة في عملية مداهمة هيه ، هيه ، انظر يافتى |
| Neden bir Çin Lokantası'ndaki yasadışı bir kumar baskınında parmak izlerin vardı? | Open Subtitles | لماذا وجدت بصماتكِ بعد مداهمة لعبة بوكر غير قانونيّة في مطعمٍ صيني؟ |
| - İçki baskınına. | Open Subtitles | مداهمة مخزن مشروبات |
| - Kimse kımıldamasın! - Bu bir baskındır! | Open Subtitles | لا احد يتحرك هذه مداهمة |
| Ofislerinize baskın yapıldığını duydum. | Open Subtitles | سمعتُ بوقوع مداهمة على مكاتبكم إنه لا شيء يا فرانك |
| Birim baskın yedi, bir zarf bile bulamadım. | Open Subtitles | تمت مداهمة الوحدة, لم أتمكن حتى من إيجاد المظروف. |
| Sakin olun, bu bir baskın değil. | Open Subtitles | حسناً، إهدأ فحسب، إتفقنا؟ هذه ليست مداهمة. |
| Birim baskın yedi, bir zarf bile bulamadım. | Open Subtitles | تمت مداهمة الوحدة, لم أتمكن حتى من إيجاد المظروف. |
| Üç gün sonrasında mezara baskın yapacaklarına mı inanıyorsun? | Open Subtitles | اتعتقد انه سوف يتم مداهمة القبر بعد ثلاثة ايام؟ |
| Polis taklidi yaptığımızı kim bilecekti, baskın yapmak da çok kolay olmalıydı? | Open Subtitles | من كان يعرف أن تزييف مداهمة من الشرطة كان سهلًا ؟ |
| Dinle, Kemptai tarafından baskın vardı. | Open Subtitles | إسمع، لقد وقعت مداهمة من قِبل الشرطة العسكرية |
| Zula evimiz bu gece yeniden baskın yedi. | Open Subtitles | أنت، أيها الثرثار، لقد تم مداهمة منزل مدخراتنا ثانية الليلة |
| Bu bir film sahnesi değil, bır bir polis baskını. | Open Subtitles | هذا ليس مشهد في فيلم بل مداهمة من الحكومة. |
| FBI baskını sırasında tabloyu değiştirmek için 10 dakikamız var. | Open Subtitles | لدينا مجال 10 دقائق خلال . مداهمة الفيدراليين لكي نستعيد اللوحة |
| 1863'te Amerika Birleşik Devletleri'nde Güney Carolina'da yaklaşık 700 köle kişiyi serbest bırakan askeri baskını planlayıp yöneten ilk kadın oldu. | TED | في عام 1863، أصبحت أول إمرأة في تاريخ الولايات المتحدة تقوم بتخطيط وقيادة مداهمة عسكرية، مُحررة ما يقارب 700 من العبيد في كارولاينا الشمالية. |
| -Depoda bulduğun kalıntılarla aynı kimyasal yapıya sahip uyuşturucular, altı ay önceki bir baskında ele geçirilmiş. | Open Subtitles | مخدرات بنفس التركيب الكيميائي بالضبط للأثر الذي وجدناه في المخزن تمت مصادرتها في مداهمة قبل ستة أشهر |
| Geçen bahar, büyük eroin baskınında neredeydi? | Open Subtitles | و في الربيع الماضي و مع مداهمة الهيروين تلك , أين كان ؟ |
| Birkaç ay önce Key West'te bir uyuşturucu baskınına yardım etmiştim. | Open Subtitles | " في حادثة مداهمة قبل أشهر في " كي ويست |
| Bu bir baskındır. | Open Subtitles | هذه مداهمة |
| Depo baskınını sen onayladın. | Open Subtitles | أنت وقعت على ذلك الأمر من أجل مداهمة المستودع |
| Bu numune ilâçlar sadece seni yakmaz, bana lisansımı kaybettirir. | Open Subtitles | ... مداهمة خزانتي ليس يتيح لكِ . رخصتِ لكِ بأن تعرّضي نفسكِ للخطر |