| Sanırım hepimiz dünyanın problemlerle dolu olduğunun farkındayız. | TED | أعتقد أننا جميعاً مدركون بأن العالم اليوم مليئ بالمشاكل. |
| Ama neyse ki bunun farkındayız ve belli koşullar altında nasıl davranacağımızı kestirebiliriz. | TED | ولكن لحسن الحظ، أننا مدركون لذلك وبإمكاننا التنبؤ بما يمكننا القيام به في ظل ظروف معينة. |
| Mr Jordan demek istiyor ki biz bu çocuğu büyütmenin senin için ne kadar ağır bir yük olacağının farkındayız. | Open Subtitles | إن السّيد جوردن يعني بأنّنا مدركون للعبء لتربية الطفل تكون عليك |
| Yani belki, biz farkında değiliz ama, | Open Subtitles | لذا فإنه بالرغم من أننا ربما لسنا مدركون له |
| Herhalde herkes güvenlik problemleri yaşadığımızın farkında. | Open Subtitles | كما بعضكم مدركون, كانت هنالك بعض المشكلات الأمنية, |
| Tam olarak haberdar olmadığımız bir şekilde bundan etkilenmiş olmamız olası. | Open Subtitles | هو محتمل عانينا من النتائج من تعرّضنا بإنّنا لسنا بالكامل مدركون ل. |
| İznimiz veya arama emriniz olmadan yaptığınız testten haberdarız. | Open Subtitles | نحن مدركون للأختبار الذي أجريته بدون رخصة أو تفويض |
| Katkılarının hepimiz farkındayız, kuşkulu sadakatinin de. | Open Subtitles | كلنا مدركون لمساهماته، بالإضافة إلى ولاءاته المشكوك فيها |
| Saçma olduğunun farkındayız, ama bu oldukça doğru. | Open Subtitles | نحن مدركون جيداً بأنّ يَبْدو رائعينَ، لَكنَّنا يُمْكِنُ أَنْ نُطمأنَك هو كُلّ تماماً صدق. |
| Bize yardım etmenin tek sebebinin oğlun olduğunun farkındayız. | Open Subtitles | نحن مدركون تماماً أن السبب الوحيد الذي يدفعكِ لمساعدتنا هو ابنكِ |
| Bu tartışmayı ve seçimi bir trajedinin kuşattığının hepimiz farkındayız . | Open Subtitles | كلنا مدركون للخلافِ ومأساة التي تُحيطُ هذا الإنتخابِ. |
| Demek hepimiz Madonna'nın müzikal ve kültürel öneminin farkındayız. | Open Subtitles | اذا , كلنا مدركون أن لمادونا أهمية موسيقية وحضارية |
| Tehlikenin farkındayız. Durumu değerlendiriyoruz. | Open Subtitles | إننا مدركون بماهية التهديد، ونقوم بتقييم الوضع. |
| Tehlikenin farkındayız. | Open Subtitles | إننا مدركون بماهية التهديد، ونقوم بتقييم الوضع. |
| Bizler hem dış dünyanın hem de iç benliğimizin farkındayız. Tıpkı bir resme baktığımızın veya iç düşüncelerimizin ve hislerimizin farkında olduğumuz gibi bir resmin de bilincindeyiz. | TED | نحن واعون بالعالم الخارجي وبأنفسنا الداخلية— نحن مدركون بوجود صورة بنفس الطريقة التي ندرك بها أنفسنا عند النظر إلى الصورة، أو أفكارنا الداخليّة وعواطفنا. |
| Birincisi: Diğer insanların neyi beğenip beğenmedikleri gibi değerlerinin ne olduğunun farkındayız. Mesela pijama giymemek bu türde bir olay. | TED | الأولى أننا مدركون لما يعتبره الناس ذا قيمة، ما الذي يقبلونه وما الذي لا يقبلونه، كعدم ارتداء ملابس النوم في هذا النوع من الأماكن. |
| Onların sadece yetenekli değil, her zaman bilinçli ve olanların farkında olduklarını farzediyorsun. | Open Subtitles | أنت تفترض بالطبع أنها ليست قدرتهم فقط لكنهم مدركون وواعون طوال الوقت |
| Biz bu zaman atlamasının farkında değiliz. | Open Subtitles | نحن لسنا مدركون لهذا العجز الزمني الحاصل، |
| Adalet bakanlığı ve yönetim bürosu burada olanların farkında. | Open Subtitles | رئيس العدل ومدير المكتب مدركون ما يدور هنا |
| Hepinizin, aldığımız yüklü siparişten haberdar olduğunu biliyorum ve bu işi bitirmek için çok çalışmalıyız. | Open Subtitles | بالطبع أنتم مدركون للطلب الكبير الذى يجب أن ننهيه ونحن نعمل بجد لننهيه |
| Avukatlar bundan haberdar hanımefendi. Anlaşmaya sadık kalınacağını söylediler. | Open Subtitles | المحامون مدركون لهذا يا سيدتي يقولون إن الاتفاق سينفع |
| Onlardan haberdarız, ama ilişkiye girmeyiz. | Open Subtitles | مدركون بهم لكن لا نتفاعل معهم |