| Ben söyleyeyim. İşlenmiş domuz eti, tuz ve et suyu. | Open Subtitles | سأخبرك، إنّه يُـعدّ من لحم الخنزير، ملح، و مرق اللحم |
| Otoparkta bulduğum o et suyu tozunu yememeliydim. | Open Subtitles | ما كان يجب أن آكل مرق اللحم المجفف الذي وجدته مُلقى في مواقف السيارات |
| - Erkek ördekten çıkıp bebek ördeği yapan Sos. | Open Subtitles | هذا مرق ذكر البط والذى يجعلك كالبطة الصغيرة |
| Kara biberli severim. Sos olmadan. | Open Subtitles | وإذا وضعتِ الفلفل في الأعلى يصبح المذاق جيداً من دون مرق. |
| Hastalar için hazırlanan çorba bitmek üzere, bu konuda yardımı dokunabilir. | Open Subtitles | مرق للمرضى يعمل رقيقة، و يمكن أن تستفيد من لعبة جديدة. |
| Diğer ucunda çatalı var, böylece eti alıp suyuna batırabilirsiniz. | Open Subtitles | بها شوكة في نهايتها ترفعون اللحم و تغرسوها في مرق اللحم |
| Buraya tereyağı sosu koyarsam belki öbür taraftan çıkar. - Fotoğraf makinemi getireceğim. | Open Subtitles | ربما إذا وضعت صحناً من مرق الزبدة وبه كسارة بندق فإنه سيركض إلى الناحية الثانية خارج |
| Hindi salata yok, hindi tava yok, hindi sote yok onlarca tencere hindi çorbası yok! | Open Subtitles | لا سلطة الديك، لا مرق الديك، لا هريسة الديك، ولا حساء الديك |
| Şekli arı kovanına benzeyene kadar tencerede buğuladım sonra doğrayıp domuz etiyle birlikte, tavuk suyunda kaynattım. | Open Subtitles | يتمُ طبخه بالبخار في القدر حتىيبدوكخليةالنحل.. و يتم تقطيعه لقطع صغيّرة و يطبخ مع لحم الخنزير في مرق الدجاج. |
| Keçiyemişi suyu, patates votkası, ve küp şeklinde et parçacıkları. | Open Subtitles | عصير توت بري ، فودكا البطاطا ، و مكعب مرق الرومي |
| Ama siz, bayım bisküvi ve et suyu dışında bir şey yeyip içmeden denize hapsolmuşsunuz. | Open Subtitles | بينما أنت، أيّها السيد أنت كنتَ محصورُ في البحر، أكل لا شيء سوى مرق وبسكويت جاف |
| İçinde et suyu olan şeyleri çok severdim. | Open Subtitles | آه، كم أحببت أشياءً كتلك، الكثير من مرق اللحم. |
| Odanda şarap ve tavuk suyu var. Acıkmış olmalısın. | Open Subtitles | يوجد مرق الدجاج وكاسٌ من النبيذ في غرفتكِ من المؤكد أنّك تتضرعين جوعاً |
| Tabii ter kokutmadığın ve üzerine Sos dökmediğin sürece. | Open Subtitles | إلا في حالة التعرق او سكب مرق اللحم عليه بالطبع |
| Benimkinde sakın Gravy Sos olmasın. | Open Subtitles | لكن احرصي على أن لا يكون فيه مرق اللحم بأي شكل من الأشكال |
| Geçen sene Sos kabını yıkamayı unutmuştum. | Open Subtitles | اوه، لقد نسيت ان اغسل القارب من مرق العام الماضي |
| Onları istemesinin sebebi kaynatıp ailesine çorba yapmak. | Open Subtitles | تريد ان تغليها وتصنع مرق لاجل عائلتها |
| Çarşafları yıkamak, çorba hazırlamak yani. - Evet. | Open Subtitles | البياضات الغسل، وإعداد مرق. |
| Küçükken hasta olursam en lezzetli tavuk suyuna çorbayı yapar, içinde servis ederdi. | Open Subtitles | حين كنت فتاةً صغيرة, إذا مرضت كانت تعد ألذ حساء مرق الدجاج وتقدمه لي فيه |
| İç harcını bitirmeliyim. Sonra et sosu var. | Open Subtitles | . يجب أن أنهى هذه الأشياء . ثم هناك مرق اللحم و سكب السكر على البطاطا . المترجم : |
| Julienne çorbası, fileto domuz bifteği ve pirinç suflesi. | Open Subtitles | مرق جوليانا , شرائح من النورموند . شرائح لحو ,وارز |
| balık suyunda bulunanlar gibi. | Open Subtitles | مثل الاشياء وجدت في مرق السمك. |
| Bu gece et makarnası yiyoruz köfte ve et sosuyla beraber. | Open Subtitles | حسنا، اليوم سنأكل شرائح الحم مع كرات اللحم و مرق اللحم. |
| İlk olarak frenk üzümü soslu öredek yaptı. | Open Subtitles | أولاً هو يعدّ كبد البط مع مرق الكشمش الأسود |