| Ama polis olmak sadece silah taşımaktan ibaret değildir. | Open Subtitles | أن تكون شرطيا لا يعني فقط أن تحمل مسدّسًا |
| Bu arada her zamnaki gibi yanında gizli bir silah da taşımaktaydı. | Open Subtitles | وكان أيضًا، كالعادة، يحمل مسدّسًا مخبّأ. |
| Sen sakalını çekiştirmiştin, ben de silah istemiştim. | Open Subtitles | جذبتَ لحيته وأنا طلبتُ مسدّسًا |
| El Sapo'nun torpidosunda bir silah bulduk. Senin mi? | Open Subtitles | وجدنا مسدّسًا في صندوق قفافيز (إل سابو)، أهو لكِ؟ |
| Deke, cebinden ne çıkaracaksın bilmiyorum ama silah olsa iyi olur. | Open Subtitles | (ديك)، لا أعرف ماذا ستسحب خارج جيبك، لكن من الأفضل أن يكون مسدّسًا. |
| Elinde silah vardı. | Open Subtitles | كان بحوزته مسدّسًا. |
| Görünürde silah yok. Yardım etsene. | Open Subtitles | لا نرى مسدّسًا |
| Bu da ne? Buna silah derlermiş. | Open Subtitles | -كان يُدعى مسدّسًا . |