| Şey, bu şey uzunlamasına katlanmış, tıpkı onu cebinde taşıyan biri gibi. | Open Subtitles | إنها ورقة مطوية بالطول وكأن أحداَ كان يحملها في جيبه |
| Bunlar, istisnasız, katlanmış, bir kitap gibi. | Open Subtitles | كل هذه الخطابات ,بلا استثناء, اُخذت من اوراق كتاب مطوية مزدوجة |
| Onunkiler mutlaka temiz, dikkatlice katlanmış ve renklerine göre çekmecelerine yerleştirilmiş olmalıdır aynı aptal çorapları gibi. | Open Subtitles | فملابسه يجب أن تكون مطوية بإحكام وإتقان وتوضع في أدراج مرتبة الألوان مثل جواربه الغبية |
| Teleskop uzaya çıkıyor, iki yerden açılıyor. | TED | التلسكوب... يحلق في الفضاء هي غير مطوية في مكانين |
| Doğum belgeni annemin günlüğünde katlı halde bulunca söylemeyeceğime yemin ettim. | Open Subtitles | لقد حلفت أن أكتم الأمر،عندما وجدت شهادة ميلادك مطوية داخل مذكرات أمى |
| Bu yüzden oylarımızı katlayıp, bant yapıştırıp ayakkabı kutularına attık. | Open Subtitles | لهذا السبب نحن مطوية أصواتنا ووضعها في صندوق أحذية مع شريط من حوله، |
| Kazağı mezarın üstüne düzgünce katlanmıştı... sonra arabaya geri döndü... ve kapı kolundaki çengeli kaldırdı... çünkü sesler evin içinden geliyordu. | Open Subtitles | سترته كانت مطوية على القبر وعدنا إلى السيارة وكان الخطاف متعلق على مقبض الباب |
| Bir oyun kartı zarifçe ortadan katlanmış ve iki parça olacak şekilde yırtılmış. | Open Subtitles | بطاقة لعب واحدة مطوية بصورة ذكية من الوسط وتم تمزيقها إلى قطعتين |
| Bana düzgünce katlanmış tuvalet kağıtları uzatabilirsin. | Open Subtitles | تستطيعين أن تسليمني قطع مطوية مربعة من المناديل |
| Yoksa özenle katlanmış bir halde dolaplarımıza sıkıştırılmış 500 tane eski bakkal kâğıt torbaları mı? | Open Subtitles | هنالك 500 حقيبة تبضّع مطوية بأناقة ومكدّسة في الخزانة |
| İki gün sonra onu bağdaş kurup oturmuş ve bir ağaca bağlanıp kolları kucağına katlanmış vaziyette bulduk. | Open Subtitles | عثرنا عليه بعد يومين ,جالساً, أرجله متقاطعة مقيد إلى شجرة, أيديه مطوية في حُضنه |
| - Kahve fincanı evyeye yakın düzgünce katlanmış bir kağıt peçetenin üstünde, baş aşağı duruyordu. | Open Subtitles | قدح قهوة مقلوب على منشفة ورقية مطوية بعناية قرب المغسلة. |
| Kıyafetler düzgünce katlanmış, kimse etraftı dağıtmamış. | Open Subtitles | الملابس مطوية بشكل مرتب، إذا لم يفتشها أحد |
| Yutağımda bir kart katlanmış. Bir, iki, üç kere. | Open Subtitles | ورقة واحدة مطوية في مريئي, مرة, مرتان, ثلاث مرات. |
| Katlanır sandalye gibi tam anlamıyla ikiye katlanmış bir kadın gördüm. | Open Subtitles | رأيت امرأة مطوية حرفيًا مثل كرسي الحديقة |
| Dört köşeli, kare şeklinde katlanmış bir kağıt ve içinde de, evet, küçük miktarda altın tozu veya altın varak. | Open Subtitles | وهناك ورقة مطوية من زواياها الأربع، تحتوي... كميّة قليلة من الذهب الخام |
| Hayır, bu imkansız. Önceden katlanmış halde geliyor. | Open Subtitles | كلا, هذا مستحيل إنها تأتي مطوية مسبقاً |
| Bu açılıyor mu? | Open Subtitles | هل هي مطوية ؟ |
| Bu açılıyor mu? | Open Subtitles | هل هي مطوية ؟ |
| Gömleklerini katlı halde, çantaya koymaya hazır halde tutuyorsun. | Open Subtitles | تبقي قمصانك مطوية . وجاهزة للأخذ |
| Çünkü, onu katlayıp pantolonumun cebine koydum. | Open Subtitles | لأنني مطوية عنه ووضعها في جيب سروالي. |
| Aldığında nasıl katlanmıştı? | Open Subtitles | كيف كانت هذه مطوية عندما تلقيتها؟ |
| Cilt bozulmamış. Yer imi yok. Hiçbir sayfa kıvrılmamış. | Open Subtitles | ظهر الكتاب غير متشقق لاتأشيرات ولاصفحات مطوية |
| Homer, donlarımız sıyrılmış bir şekilde sahilde yürümeyi hepimiz çok isteriz ama bankalar o kadar da güvenli yerler değildir. | Open Subtitles | (هومر) نحن جميعاً نريد السير على الشاطئ وسراويلنا مطوية للأعلى لكن البنوك لم تعد آمنة كما كانت |