| Newton der ki; duvar da size karşı eşit ve ters bir kuvvet uygular. | TED | وقانون نيوتن ينص على أن الجدار سيبذل قوة في الإتجاه المعاكس مساويه و معاكسة |
| Rüzgar ters yönden esiyor. Onun her adımını izle! | Open Subtitles | الرياح تهب معاكسة علينا مراقبة خطواتها جيداً |
| Pek çok açıdan, - elektrik yükünde örneğin- ters özelliklere sahip elektronun ayna görüntüsüne benziyordu. | Open Subtitles | في نواح كثيرة، كان كصورة طبق الأصل من الإلكترون، لديه خصائص معاكسة مثل الشحنة الكهربائية. |
| ...o da "Tamam." dedi ve ardından iştahla yemeye başladı, çok ters bir durumdu. | Open Subtitles | ثم بدأ يأكل بمودة حالة معاكسة كليا عن ما حدث من وقت سابق |
| İyi görünmüyorsun. Sen iyinin tam tersi gibi görünüyorsun. | Open Subtitles | أنتي لاتبدين بخير أنتي تبدين معاكسة لكلمة بخير |
| ters psikoloji yaparak burada kalmamı sağlayacaksın, değil mi? | Open Subtitles | تبدوا حيلة نفسية معاكسة لإغضابي وجعلي أبقي |
| Bu parçacıkların bir de ters yükü olan zıt-parçacıkları vardır. | TED | والجسيمات لها جسيمات-مضادة ذات شحنات معاكسة. |
| Her şey bize ters etki yapıyor. | Open Subtitles | يؤثر كل شيء علينا بطرق معاكسة |
| Belki de bugün ne olursa olsun tam tersi anlatılacak; | Open Subtitles | ،أو ربما بغض النظر عن ما سيحدث اليوم لإما ستُروى قصّة معاكسة لإما لن يوجد أيّ قصّة على الإطلاق |
| Algılarınız da ise bunun tam tersi şeklinde. | TED | ويعمل الإحساس بطريقةِ معاكسة تماماً. |
| Direktifleri Joan'unkilerin tam tersi. | Open Subtitles | أوامره بالضبط معاكسة لأوامر " جوان " |