| Liz ile burada olduğuma inanamıyorum. | Open Subtitles | آه ، لا أستطيع أن أصدق أنني في هذه الفوضى مع ليز |
| Liz ile baltayı taşa vurdu şimdi onu ait olduğu yere koyuyor. | Open Subtitles | هو لديه فأس للتحالف مع ليز وهو يضعها في مكانه |
| Sence Liz ile bir şansım daha olur mu? | Open Subtitles | هل تعتقد انه لدي محاولة اخرى مع ليز |
| Bak, Liz ile işler gerçekten iyi geçti, tamam mı? | Open Subtitles | اسمعي هو سار بشكل جيد مع ليز) حسنا ؟ ) |
| II. Liz'le çay ve çörekler. Vicky sana karşı biraz kararsızdı, değil mi? | Open Subtitles | تناول الشاي مع ليز الثانية فيكي كانت منزعجة قليلا منك |
| Jon, Liz'le buluşmaya giderken yanına alıyor ama seni bırakıyor. | Open Subtitles | جارفيلد، جون سيأخذ أودي معه للموعد مع ليز -وسيتركك خلفه هنا |
| Tristan, Liz ile birlikteyim. | Open Subtitles | تريستان ,أنا هنا مع ليز. |
| Liz ile Naperville'de. | Open Subtitles | أنه مع ليز خارج المدينة |
| Liz ile birlikte kalıp ambulansta gideceğim. | Open Subtitles | (سأذهب معكم بعربة الإسعاف ، سأبقى مع (ليز |
| Az önce asayişten Liz ile görüştüm. | Open Subtitles | لقد تحدثت مع " ليز " من قسم الآداب |
| Jeff, Liz ile yemekteyiz. | Open Subtitles | (جيف) نحن نتناول العشاء مع (ليز) |
| Liz ile randevun nasıl geçti? | Open Subtitles | حسنا كيف كانت القهوة مع (ليز) ؟ |
| Git, Liz ile ye. | Open Subtitles | اذهبي وكلي مع (ليز) |
| - Liz ile konuştunuz mu? | Open Subtitles | ـ هل تحدثتم مع (ليز)؟ |
| Liz ile konuştunuz demek? | Open Subtitles | إذًا لقد تحدثتم مع (ليز)؟ |
| Hey, Liz ile konuşmak ister misin? | Open Subtitles | هل تود الحديث مع (ليز)؟ |
| Zam falan yok, tatil yok ve bundan sonra telefonu açtığında "Liz'le görüşüyorsunuz." diyeceksin. | Open Subtitles | لا زيادة لا إجازات ومن الآن فصاعداً يجب أن تقولي "تحدث مع ليز" كلما أجبتِ الهاتف |
| Sadece seni korkutmak istedim ve eğer Liz'le bir daha konuşmazsan duracağım. | Open Subtitles | أنا فقط أردت إخافتك لتهربي و سأتوقف, بشرط ألا تتكلمي مع "ليز" ثانية أبدا |