| Tadı sanki, biri çok kötü ciğerini üşütmüş balgam sökmek için iki kaşık dolusu öksürük şurubu almış, sonra da, avokadonun üzerine öksürmüş gibi. | Open Subtitles | إن مذاقها يبدو وكأن أحدهم قد أصابته نزلة بردٍ شديدة وأخذ ملعقتين من البنيلين ليُبعد البلغم, ثم، انتخم على أفوكادو. |
| İki kaşık makine yağı tüm geminin taze su deposunu kirletebilir. | Open Subtitles | ملعقتين من زيت الماكينة يمكن أن يلوث حمولة سفينة بأكملها من الماء العذب بعض الاشياء |
| Küçük kutudan iki kaşık ver. | Open Subtitles | ملء ملعقتين من الطعام الجاف والقليل من العلبة |
| 2 çay kaşığı karışık baharat, 1 çay kaşığı tuz ve yarım çay kaşığı da öğütülmüş taze karabiberi katıyoruz. | Open Subtitles | ملعقتين من مسحوق الخمس توابل ملعقة من الملح .. ونصف ملعقة من الفلفل الأسود |
| İki şekerli ve kremalı mıydı? | Open Subtitles | ملعقتين سكر وكريمة. |
| 2 yemek kaşığı yağı ve 2 yumurtayı çırp. | Open Subtitles | أدمج الخليط مع ملعقتين من الزيت و بيضتان |
| Ama o zaman iki kaşık yersin. | Open Subtitles | ولكن يجب أن تكون ملعقتين ممتلئتين. |
| Sadece iki kaşık dolusu koy. Sadece iki. | Open Subtitles | فقط ضعي ملعقتين مملوءتين, فقط اثنتين. |
| Bobby, iki kaşık getir. | Open Subtitles | بوبي أحضر ملعقتين |
| Evet, iki kaşık. | Open Subtitles | أجل، ملعقتين من فضلكِ |
| Ve iki kaşık getirin. | Open Subtitles | و أحضري ملعقتين |
| "İki kaşık afyon tentürü verdim, | Open Subtitles | ملعقتين من اللودنوم، |
| Bir kaşık mı iki kaşık mı şeker istersin? | Open Subtitles | هل تود ملعقة أم ملعقتين ؟ |
| İki şekerli sade kahve. | Open Subtitles | قهوة سوداء , ملعقتين سكر |
| - Bu seferki iki şekerli. | Open Subtitles | -اضفت ملعقتين من السكر هذه المرة |
| İki yemek kaşığı hardal, ateşe ver, on dakikaya hazır. | Open Subtitles | ملعقتين من الخردل، وبعد عشر دقائق سيكون جاهزاً. |
| Tanrım! Şu an iki yemek kaşığı şurup olsa da içsem! | Open Subtitles | يا إلهي، يُمكنني إحتساء ملعقتين كبيرتين كاملتين من دواء (بيبتو) الآن |