| - Bak, benim zaten kendi sorunlarım var. - Düşündüğünden daha kötü. | Open Subtitles | ـ أنظر, لدي مشاكلي الخاصة ـ أنها أسوأ مما تتصور |
| Belki de Düşündüğünden daha az zevkli ve daha çok masraflıdır. | Open Subtitles | لربما المتعة أقل, بينما سيكون الثمن أغلى مما تتصور |
| Saat üçe beş kala, Sandığından daha yakın arkadaş olacağız. | Open Subtitles | قبل حلول الثالثة، وسنصبح أقرب إلى بعضنا البعض أكثر مما تتصور |
| Geldiğim için çok şanslısın o zaman. Sandığından daha şanslısın. | Open Subtitles | حسناً، ألست محظوظاً لأنني أتيت محظوظ بأكثر مما تتصور |
| Buranın ayakta kalması için bildiğinden çok daha fazla önemlisin. | Open Subtitles | أهمّيتك في تماسكِ هذا المكان أكبر مما تتصور |
| İşler senin sandığın kadar kötü değil. | Open Subtitles | الأمر أسهل مما تتصور |
| Saat üçe beş kala sandığından çok daha yakın dost olacağız. | Open Subtitles | قبل حلول الثالثة، وسنصبح أقرب إلى بعضنا البعض أكثر مما تتصور |
| Galiba, sandığınızdan daha dayanaklı bulacaksınız bizleri. | Open Subtitles | أعتقد بأنك ستجدنا أقوى مما تتصور. |
| Belki de Düşündüğünden daha az zevkli ve daha çok masraflıdır. | Open Subtitles | لربما المتعة أقل, بينما سيكون الثمن أغلى مما تتصور |
| Yargılama yapmayan bir tavrı korumak Düşündüğünden daha zordur. | Open Subtitles | الحفاظ على قرار عدم إصدار الحكم أصعب مما تتصور |
| Buna evlendiğimiz yerde ve herkesin önünüde Düşündüğünden daha erken ihtiyacın olacak. | Open Subtitles | ستقوم بهذا أمام مجموعة من الناس أقرب مما تتصور. |
| Onlar yabancıdır. Sen ve ben Düşündüğünden daha fazla ortak yönümüz var. | Open Subtitles | إنهم لا ينتمون لهذه المجموعة، أنا وأنت نمتلك الكثير من العوامل المشتركة، أكثر مما تتصور |
| Rahatla Luther. Senin Düşündüğünden daha da kötü. | Open Subtitles | استرخي، إن الأمر أسوأ مما تتصور |
| Bir sivilin binlerce askeri personele emirler vermesi gerçeği, beni Sandığından daha çok kızdırıyor. | Open Subtitles | مدنيه تقوم باعطاء الأوامر التى تؤثر على الألاف من الأفراد العسكريين يغضبنى أكتر مما تتصور |
| Üniformaya Sandığından daha çok saygı duyuyorum. | Open Subtitles | أنا أحترم الزي العسكري أكثر مما تتصور |
| Bir şeylere geri dönmek, Sandığından daha zordur. | Open Subtitles | العودة لشيء أصعب مما تتصور |
| Onlara olan sorumluluğunu bildiğinden çok anlıyorum. | Open Subtitles | أنا أفهم مسؤليتك تجاه الرجال أكثر مما تتصور |
| Çünkü asıl gerçek bu dok, herkesin bildiğinden daha önemli. | Open Subtitles | لأن الحقيقة الفعلية هي هذا المستند له أهمية أكثر مما تتصور. |
| - bildiğinden fazlasını. | Open Subtitles | أكثر مما تتصور |
| İşler senin sandığın kadar kötü değil. | Open Subtitles | الأمر أسهل مما تتصور |
| Bu tesis, sizin yapabileceklerinizden çok daha fazlasını gerçekleştirebilir. | Open Subtitles | هذه الغرفه ذات اهميه قصوى لنا اكثر مما تتصور |
| Bu işi sandığınızdan daha çabuk halledebiliriz. | Open Subtitles | يمكننا العمل على هذا أقرب مما تتصور |