| Bana nasıl ateş edilebileceğini gösteriyordu. Ondan rica ettim. | Open Subtitles | . كان يعلمنيّ كيفية التصويب طلبتُ منه ذلك |
| Ne zaman Ondan işini yapmasını istesem tahterevalliye oturup bana şarkı söyletmesi gerekiyor. | Open Subtitles | لكنّه مضطر ليمارس الجنس معي في أيّة لحظة أطلب منه ذلك فقط كي يحافظ على وظيفته |
| Ve eğer Ondan birşeyler çektiysen, bu olanı değiştirmeyecektir. | Open Subtitles | و إذا كنت صورت اى شئ منه , ذلك لن يغير ماحدث |
| Eğer Ondan istersem sen ve David'in tekrar Margaretle birlikte yaşamanızı sağlayabilir. | Open Subtitles | إذا طلبت منه ذلك, فإنه سيحرص على أنك أنت و ديفيد ستعيشان مع مارغريت |
| Kadın: Ona zaten söyledim. Sizi arayacağımı Ona söyledim. | TED | المرأة: لقد سبق أن طلبت منه ذلك. ولقد قلت له أنني أتصل بكم. |
| Bu onun için her şey demek ve sen onu Ondan kopardın. | Open Subtitles | أنت لن تعرف شيئا عن البينغو هذا كان كل شيء بالنسبة إليه وأنت اخذت منه ذلك |
| - Ondan haber aldın mı? - Schulman ve Weiss'tan aldım. | Open Subtitles | هل سمعت منه ذلك سمعته من شولمان و فايس |
| Abisi var ama Ondan istememiş, benden istedi. | Open Subtitles | لديها شقيق أكبر يمكنها ان تطلب منه ذلك |
| Ondan böyle yapmasını istediğim için, benim için böyle davranıyor. | Open Subtitles | لقد قام بذلك من أجلي لأنني طلبت منه ذلك |
| Ondan asla yapmasını istemedim. | Open Subtitles | لم أطلب منه ذلك أبدا ً - كلا، لكنه فعلها من أجلك - |
| Ondan isteyeceksin demek? | Open Subtitles | هل ستطلب منه ذلك ؟ |
| Elbette. Ondan isterim. | Open Subtitles | بالتأكيد، سأطلب منه ذلك |
| Ondan istersin. | Open Subtitles | ان تطلب منه ذلك |
| Bunu Ondan isteyemem. | Open Subtitles | لا يمكننى أن أطلب منه ذلك |
| Bunu Ondan biz istemedik. | Open Subtitles | نحن لم نطلب منه ذلك أبدًا، |
| Haydi Ondan bir iyilik isteyelim. | Open Subtitles | دعنا نطلب منه ذلك الفضل |
| Eğer öyleyse, demek ki Dr. Hopper yalan söylüyordu ve eğer yalan söylüyorsa, demek ki biri Ondan yalan söylemesini istemiştir. | Open Subtitles | و إن صحّ ذلك، فالطبيبُ (هاربر) يكذب. و إن كان يكذب، فهذا يعني أنّ أحداً طلبَ منه ذلك. |
| Bunu Ondan ben istemedim. | Open Subtitles | إنه ليس وكأنني طلبت منه ذلك |
| Bu onun için çok büyük bir adım. En azından Ona karşı dürüst olmalıyım. | Open Subtitles | وقد تطلّب منه ذلك الكثير أقلّ ما يستحقّه مني هو الصراحة |
| Nedenini bilmiyorum ama fakat senin Ona yapmamasını söylediğini biliyorum. | Open Subtitles | لم يخبرني عن السبب ولكني اعلم أنه فعل ذلك لأنك طلبتي منه ذلك |
| Helene Ona hükmediyor. | Open Subtitles | أي نوع من الرجال سيجعل منه ذلك لو كان قد تخلى عنكِ بسهولة ؟ هيلين تتحكم به |