| O süper gözleriyle, geldigini kilometrelerce öteden görür. | Open Subtitles | يمكنه رؤيتك من أميال بعيدة بعيونه الخارقة |
| İnsanlar benim kızartmalarım için kilometrelerce öteden geliyor. | Open Subtitles | الناس يأتون من أميال لأجل بطاطسي المقليه |
| kilometrelerce öteden sesini duyabiliyorum küçük serseri. | Open Subtitles | أستطيع سماع صراخك من أميال من هنا أنت عفريت صغير |
| Ve insanlar millerce öteden bu gölde yüzmek için gelirlerdi. | TED | وقد أعتاد الناس على المجئ من أميال للسباحة في البحيرة. |
| Bu eski çürükçüller neredeyse hep düşen cesedi ilk keşfedenler ve millerce öteden gelenler olurlar. | Open Subtitles | هذه الكائنات القمامة القديمة دائما تقريبا ما تكون أول من يكتشف أي جسم سقط للقاع وتنجذب نحوه من أميال بعيده |
| Sana sinsice yaklaşamazlar çünkü narin, yaz rüzgarında dalgalanan şıklıklarını kilometrelerce öteden duyabilirsin. | Open Subtitles | و يمكنهم ان يتسللوا إليك لأنه من أميال يمكنك سماع صوتهم في رياح الصيف |
| Bir ajanın kokusunu kilometrelerce öteden alabilirdi. | Open Subtitles | بأمكانه أن يشم العملاء من أميال بعيدة. |
| Bir ajanın kokusunu kilometrelerce öteden alabilirdi. | Open Subtitles | بأمكانه أن يشم العملاء من أميال بعيدة. |
| kilometrelerce öteden ateşlendi. | Open Subtitles | تم إطلاقها من أميال |
| Amacına uygun olarak millerce öteden görülebilirdi çünkü bir fener olarak hizmet veriyordu, adeta insanları bir araya toplamak... | Open Subtitles | كان يمكن أن يرى من أميال عديدة , وكان هذا غرضة لأنه كان يخدم الناس وهو مشغل بحيث يسمعون ويجمعون |
| Amacına uygun olarak millerce öteden görülebilirdi çünkü bir fener olarak hizmet veriyordu, adeta insanları bir araya toplamak... | Open Subtitles | كانت ترى من أميال من كل الجهات وهو ما كان الهدف منها، لأنها استخدمت كمنارة للناس ليتجمعوا ويستمعوا... |