| Küçük kalibreli bir mermi olduğu için çok şanslıyız, yani... | Open Subtitles | نحن محظوظون للغاية أن الرصاصة كانت من العيار الصغير جداً، لذا |
| Adam bizi büyük kalibreli bir makineli tüfekli taramaya kalktı, Mike. | Open Subtitles | الرجل لتوه حاول قتلنا بمسدس رشاش من العيار الثقيل |
| Sonra o da büyük kalibreli bir silahlı vurulmuş. | Open Subtitles | والذي قُتل بعدها بواسطة رصاصة من العيار الثقيل. |
| Polis, merminin arabasına yüksek kalibreli bir silahtan geldiğini söylüyor. | Open Subtitles | ولكن الشرطة تقول إن إطلاق النار على سيارته جاء من سلاح من العيار الثقيل |
| Orta kalibre bir tüfekten atılan tek kurşunla göğsünden vurulmuş. | Open Subtitles | واحد من العيار المتوسط الجولة بندقية في صدره |
| Görünüşe bakılırsa, takım elbiseli bir adam yüksek kalibre silahla yoldan çıkarmış. | Open Subtitles | على ما يبدو، رجلاً يرتدي حلّة أطلق عليهم النار، في الطريق بسلاحٍ من العيار الثقيل سأذهب إلى مكان الجريمة |
| - ...gösteriyor ki, kaburgalardaki hasar geniş kalibreli bir mermi tarafından olmuş. | Open Subtitles | يشير الى ان الطلقة التي في اضلع قد حدثت بواسطة رصاصه من العيار الكبير |
| Büyük kalibreli bir silahınız var. | Open Subtitles | لديك مسدّس من العيار الكبير. |
| Malzemeniz azsa, büyük kalibre fişekler .ve küçük metal parçacıklar işinizi görecektir. | Open Subtitles | و إذا كان هناك نقص في الإمدادات سبائك من العيار الثقيل و بعض المقذوفات النعدنية الصغيرة يمكنها أن تؤدي المهمة |
| Küçük kalibre kurşunlarımız hiçbir şeye yaramaz. | Open Subtitles | لن تنفعنا رصاصات من العيار الصغير |