| Yağmurlu bir günde bir telefon kulübesinde başıboş durursanız ve eflatun şemsiyeli bir adam size yaklaşırsa televizyona yaklaşmanızı öneririm. | Open Subtitles | اذا وقفت بشكل عشوائي في كابينة هاتف في يوم مُمطر وتقابل رجلا وكان وجهه مغطى بشمسية بنفسجيه, |
| Kızımın düğününe gitmem lazım dediğinde olay yerine tek başına gidip Yağmurlu o günde bıçaklanmıştım. | Open Subtitles | وعندما اضطررتَ للذهاب لزفاف ابنتكَ .ذهبتُ بمفردي للمُهمات في يومٍ مُمطر عانيتُ مع تلكَ السكين. |
| Yağmurlu bir çatıdan sonra yeni bir gömlek gibisi yok. | Open Subtitles | لا يوجد شيء مُماثل لإرتداء قميص جديد بعد قضاء بعض الوقت على سطح مُمطر |
| Onları Yağmurlu bir gün için saklıyorum. | Open Subtitles | ! أحتفظ بهم ليوم مُمطر - |