| Aynen öyle. Çok güzel. Bunu maçta da Görelim. | Open Subtitles | أنها كذلك يا رجل حركة جميلة دعنا نرى ذلك في البطولة |
| Pekâlâ, dostum. Savaş pozunu ver. Görelim | Open Subtitles | حسنًا ، إصنع لي وجه الحرب دعنا نرى ذلك |
| Ama meslektaslarimla benim bunlari görmemiz gerekmez. | Open Subtitles | على كل حال, لا أحتاج أنا وزملائي أن نرى ذلك |
| Çünkü henüz sizden böyle bir şey göremedik. | Open Subtitles | لأنناو كما تعرف, لم نرى ذلك حتى الآن |
| Ve dolaptan çıkması gerekenlerin sadece eşcinseller olmadığını göreceğiz. | TED | وسوف نرى ذلك أنه ليس فقط أصحاب الميل الجنسي من نفس النوع من يجب أن يخرجوا من الخزانة |
| Cevap gözümüzün önünde ama biz göremiyoruz. | Open Subtitles | ماذا هناك؟ حسنا، أليس كذلك الجواب في أمامنا. نحن لا نرى ذلك. |
| Bunu, kadına tecavüz eden erkeği cezalandırmayı reddeden devlette görüyoruz. | TED | نرى ذلك في الحكومة التي ترفض مُعاقبة الرجال المغتصبين للنساء. |
| Şu kamera görüntülerini Görelim bakalım. | Open Subtitles | لقطاتمنكاميراالأمن.. دعنا نرى ذلك |
| Getir Görelim terzi. | Open Subtitles | تأتي ، خياط ، دعونا نرى ذلك. |
| O zaman Görelim bakalım. | Open Subtitles | ثم دعونا نرى ذلك. آه، كنت انظر ... |
| Hadi, Görelim. | Open Subtitles | هيّا، دعنا نرى ذلك. |
| Evet, hadi Görelim. | Open Subtitles | نعم. دعينا نرى ذلك |
| Görelim artık şunu. | Open Subtitles | هيا دعينا نرى ذلك بالفعل |
| İyi, onda kartvizitim olduğu için oltaya takılıp takılmayacağını görmemiz gerekecek. | Open Subtitles | حسناً ، بما أنه يمتلك بطاقة عملي ، سواء وقع بالشباك أو لا فسيتوجب علينا أن نرى ذلك حتماً |
| Bunu görmemiz gerektiğini düşündüm. | Open Subtitles | لذا لابد أن نرى ذلك |
| O yüzden göremedik. | Open Subtitles | وهذا هو السبب في أننا لا نرى ذلك. |
| Hey... Şimdi niye bunu daha önce göremedik! | Open Subtitles | لماذا لم نرى ذلك من قبل! |
| Bekleyip göreceğiz. | Open Subtitles | حسنا، سيكون لدينا لمجرد أن نرى ذلك الحين، هاه؟ |
| - Seninle ilgileneceğimizi söylemiştim. - göreceğiz bakalım. | Open Subtitles | . ـ أخبرتك أننا سوف نعتنى بك . ـ سوف نرى ذلك |
| Ama güneş tümüyle kaybolduğunda bile bu çöl hala ışık ve renk banyosu içindedir, ancak biz göremiyoruz. | Open Subtitles | لكن حتى عندما تغيب الشمس تماماً فإن الضوء والألوان يبقيان يغمران هذه الصحراء، نحن فقط لا نرى ذلك |
| Yani, çok yakın olduğumuz için mi bunu göremiyoruz? | Open Subtitles | هل نحن قريبون جداً فلم نعد نرى ذلك ؟ |
| Biz de bunu yeni teknolojilerle görüyoruz. | TED | ونحن نرى ذلك مع كل التكنولوجيا الحديثة. |
| Bu kurumlar, ekonomi çarkının dönebilmesini sağlayan yağlardır ve insalık tarihi boyunca böyle olduğunu görüyoruz. | TED | المؤسسات هي فعليًا المادة الزيتية التي تسمح لعجلات اقتصادنا بأن تعمل، و يمكننا أن نرى ذلك يحدث على مدى تاريخ البشرية. |