| Bildiğimiz gibi, hissettiğimiz duygularımıza genelde güvenemeyiz. | TED | كما نعلم أن مشاعرنا حول ما نشعر به مضللة. |
| Ne hissetmemiz gerektiği söylenenlerle gerçekte neler hissettiğimiz arasındaki çelişkiler muazzam miktarda gereksiz acı üretiyor. | TED | التناقضات بين ما قيل لنا بما يجب أن نشعر به وما نشعر به في الواقع يولد كمية ضخمة من معاناة لا داعي لها. |
| Öngördüğümüz şey, birçok düğmeyle dolu pilot kabinini alıp bütün her şeyi okumaya çalıştığımız durumdan hissettiğimiz duruma döndürmek. | TED | نحن نتطلع لقمرة قيادة حديثة، مليئة بأجهزة القياس وبدلًا من محاولة قراءة كل شيء، فقط نشعر به. |
| Dünyamızın bize yaptığı baskıyı böyle mi hissediyoruz, | TED | هل هو نفسه ما نشعر به تجاه ضغوط عالمنا، |
| Bizim gözlerimiz bu tür ışığa duyarlı değildir... ..fakat cildimizde onu ısı olarak Hissederiz. | Open Subtitles | أعيننا ليست حساسة لهذا النوع من الضوء لكن بشرتنا حساسة نشعر به كحرارة |
| Teknolojimiz ne hissettiğimizi anlayacak. | TED | الفضاء المحيط بنا، وتقنيتنا ستعرف ما نشعر به. |
| hissettiklerimiz gerçek. | Open Subtitles | أنه لم يُعد ذلك مهماً على الإطلاق نحن نشعر بما نشعر به |
| Gerçek yerine hissettiklerimize inanırız. | Open Subtitles | نعتقد أن ما نشعر به أكثر مما هو |
| Kastedilen şey düşmanlarımızın tehdidi altında olduğumuzda hissettiğimiz korkunun üstesinde gelmek ve ötekini takdir etmeye başlamaktır. | TED | هي ما يقصد به من التغلب على الرعب الذي نشعر به عندما نرزخ تحت تهديد أعدائنا، ونبدأ في تقدير الآخر. |
| Fakat aynı zamanda bu gibi durumlarda tek hissettiğimiz şey öfke değil. | TED | ولكن بإمكاننا القول أيضاً بأن الغضب ليس فقط الشيء الوحيد الذي نشعر به في هذه المواقف. |
| Bütün bu yaraların altında bir yerlerde bir zamanlar hissettiğimiz sevgi hala var ve onu tekrar hissetmeni istiyorum. | Open Subtitles | في مكان ما تحت هذه الندوب، هناك أدنى شرارة مما كنا نشعر به تجاه بعضنا البعض أطلب منك أن تشعر بذلك الآن |
| Bilim adamları, bu haberci parçacıkların karşılıklı değişiminin bizim hissettiğimiz kuvveti yarattığını öngördüler. | Open Subtitles | أن تبادل الجزيئات المرسلة هذا يخلق ما نشعر به كقوة. |
| Yani demek istediğin şu iksir sahte olsa da biz, sadece hissettiğimiz yaştayızdır. | Open Subtitles | إذن فما تقوله هو حتى ولو كانت الجرعات فاشلة فإن عمرنا يقاس بما نشعر به |
| Gördüğümüz, duyduğumuz, hatta hissettiğimiz hiçbir şeye güvenemeyiz. | Open Subtitles | لا يمكننا أن نثق بأي شيء مما نسمعه أو نراه .. أو نشعر به |
| Ne hissettiğimiz önemsizdir. Tamamen önemsiz. | Open Subtitles | ما نشعر به ليس مهماً، إنه غير مهم على الإطلاق |
| Ne hissettiğimiz önemsizdir. | Open Subtitles | ما نشعر به ليس مهماً، إنه غير مهم على الإطلاق |
| Bunu iş dışında hissediyoruz, işe gidip gelirken, evdeyken, dinlenmeye çalışırken. | TED | نشعر به خارج العمل. خلال تجوالنا اليومي، بينما نحن في المنزل، بينما نحصل على نقاهة. |
| Ama neden hissediyoruz ya da neyi hissediyoruz bunların mantıkla ilgisi yok; hepsi duygusal. | Open Subtitles | لكن لماذا نشعر, لأن ما نشعر به ليس منطقيّ؟ إنه عاطفي |
| Ölen biri olduğunda... hepimiz o an Hissederiz. | Open Subtitles | وعندما شخص ما يذهب بعيدا للأبد، كلنا نشعر به فورا |
| Oh... akıp gittiğini Hissederiz fakat göremeyiz hayal meyaldır. | Open Subtitles | حقا... نحن نستطيع ان نشعر به يمر لكن لا نستطيع أن نراه أنه مثل رؤية |
| Günümüzün sanatçıları ne hissettiğimizi anlayabilir. | TED | وفنانو اليوم بات باستطاعتهم معرفة ما نشعر به. |
| Ancak yarının robotları, nasıl hissettiğimizi çözerek daha ileri gidebilirler. | TED | غير أن روبوتات المستقبل ربما تذهب لأبعد من هذا بتعلمها اكتشاف ما نشعر به. |
| Önemli olan bizim hissettiklerimiz. İnsanların ne düşündüğü değil. | Open Subtitles | مايهم هو ما نشعر به,هذا هو المهم لا ما يعتقده الناس |
| Önemli olan, tam bu anda hissettiklerimiz. | Open Subtitles | ما نشعر به في هذه اللحظه هو ما يهم |
| Elliot'un elini tutup, dinliyormuş havası vermek için başımı sallarken tekrar elleri ve hissettiklerimize nasıl tercüman olduklarını düşünmeye başladım. | Open Subtitles | بينما أخذتُ يد (إليوت) وأومأتُ لإيهامها أني كنتُ أستمع.. بدأت بالتفكير عن الأيدي مجدداً.. وكيف أنها حقاً نوافذ لما نشعر به.. |