| Onu öldürmesi için gönderilen bendim bu yüzden sadece yarım sayılır diye düşündüm, değil mi? | Open Subtitles | لأنني الشخص الذي أرسلتُ لقتله لذا أعتقد أنّ ذلك يُعدّ نصفاً ، أليس كذلك؟ |
| yarım bir saat almak ister misin? | Open Subtitles | هل تريدين أن تشتري نصفاً من الساعة؟ |
| Yani abartısız yarım bir bok verdin öyle mi? | Open Subtitles | فإذاً أنتِ حرفياً قدمتي نصفاً من غائط؟ |
| Bunu kırıp yarısını sana vermem ve bendeki yarısını boynuma mı asmam gerekiyordu? | Open Subtitles | هل يجب أن أكسره لنصفين وأعطيك نصفاً منه وأرتدي النصف الباقي حول رقبتي؟ |
| Bir yarısını bir kadına , diğerini de öbür kadına ver. | Open Subtitles | أعطى نصفاً لهذه المرأة و النصف الآخر للأخرى |
| Belediye başkanının kardeşi satıyormuş. Bütçemizin yarısını ona ayırdık. | Open Subtitles | أَخ رئيس البلدية يبيعهم لذا صرفنا نصفاً من الميزانية عليهم |
| Eğer olur derseniz, Ruthie'yi yarım kabul ederiz. | Open Subtitles | إذا وافقت ، سوف نعتبر "روثى " نصفاً |
| Sonra, tekrar yarım olmaya dönemezsin. | Open Subtitles | ولا يمكنك الرجوع وأن تكون نصفاً فقط... |
| yarım alacağım. | Open Subtitles | -سأتناول نصفاً فحسب |
| Sana da yarısını getirdim. | Open Subtitles | أحضرت لك نصفاً |