| Yine de, öğrenmek için sabırsızlandığım dört gözle bekleyeceğim bir şey Bu! | Open Subtitles | لا يمكنني البقاء لأكتشف لماذا هذا شيئ كي ألقي نظراً عليه لاحقاً |
| Çünkü büyük ihtimalle benim asla böyle bir şey yapma ihtimalim olmayacak. | Open Subtitles | لإن هذا شيئ ربما لن تتاح لي الفرصة ابدا ان اقوم به |
| Dinle, Bu dini bir şeydir favori tanrıçasının ismini değiştirmesi gerekiyor. | Open Subtitles | اسمع.. هذا شيئ ديني في كل اثنين في الخامسة و النصف |
| Son zamanlarda Charlie ile bayağı bir zaman geçirmiyor muydun? | Open Subtitles | انا اساعده ليكون صاحي صحيح، حسنًا، جيد هذا شيئ جيد |
| Bu, daha yoksul ülkelerde Çok önemli ama zengin, gelişmiş ülkelerde değil. | TED | هذا شيئ هام جداً فى الدول الفقيرة ، ولكنه ليس كذلك فى الدول الغنية المتطورة. |
| Doktorun yardımcı olabileceği bir tipten bir şey olabilir mi? | Open Subtitles | هل هذا شيئ يمكن لهذ النوع من الدكاترة المساعدة به |
| O yüzden elde var bir. Diğer şey ise, Bu Çok heyecan verici bir bilim. | TED | هذا شيئ, والشيئ الآخر هوه أنه علم ممتع. |
| Bak, Bu aramızdaki özel, kişisel bir şey olmalıydı. | Open Subtitles | كان من المفترض أن يكون هذا شيئ شخصي خاص بيننا |
| Büyük ihtimalle yapmaman gereken bir şey yapıyorsun. Başın belaya girebilir. | Open Subtitles | هذا شيئ من المفترض ألا تفعله من الممكن أن تقع في مشكلة |
| Hatlarını daha belirgin hale getirecek bir şey giymelisin. | Open Subtitles | كلا، أنت فى حاجة لشيئ أكثر من هذا شيئ يظهر مفاتنك أكثر |
| Hayır, hayır, Bu iyi bir şey. Siz kış uykusuna yatıyorsunuz, değil mi? | Open Subtitles | لا لا هذا شيئ جميل فأنتم تبيتون شتاءاً أليس كذلك؟ |
| Bu bir anomalidir, Bu sistemin aslında biz insanlarla çatıştığı, anlaşmazlığa düştüğü yerdir. | TED | هذا شيئ غريب شاذ، إنها منطقة بالنظام حيث يكون من الغرابة أو التناقض معنا نحن كبشر. |
| Bu kilidi nasıl açacağını biliyor musun? | Open Subtitles | انت تعرف كيف تدخل في القفل هل هذا شيئ يتعلق بالسود ايضا |