| Sen ve ben Bunu onlara gösteremeyiz. | Open Subtitles | وكلانا لا يمكننا إثبات هذا لهم |
| O zaman çık oraya Bunu onlara açıkla. | Open Subtitles | إذا اذهب الى هناك واشرح هذا لهم. |
| Bunu onlara götürürsek durdurabilirler diye tahmin ediyoruz. | Open Subtitles | نعتقد إذا... إذا أخدنا هذا لهم, عندها ممكن مثلا... |
| Beni onlara bunu açıklamak zorunda bırakma. | Open Subtitles | لا تجعلنى أشرح هذا لهم |
| Bu onlar için ne demek bilemezsin. Tabi ki bilirim. | Open Subtitles | ليس لديك فكرة ما يعني هذا لهم بالتأكيد لدي |
| Annem bir Yahudi. Bunun onlar için ne anlama geldiğini biliyorsun. | Open Subtitles | ولدتي يهوديه, وانت تعرف ماذا يعني هذا لهم. |
| Bunu onlara bıraksam iyi olur. | Open Subtitles | حسنا، من الأفضل أن أوصل هذا لهم. |
| ve sen Bunu onlara açıklayabileceksin? | Open Subtitles | وهل ستشرح هذا لهم ؟ |
| Bunu onlara sevk etmem gerekecek. | Open Subtitles | سيكون عليّ أن أخذ هذا لهم. |
| Bunu onlara biz yaptık. | Open Subtitles | نحن فعلنا هذا لهم |
| Bunu onlara nasıl yaparsın? | Open Subtitles | كيف استطعت فعل هذا لهم ؟ |
| Bunu onlara fırlatacak mısın yoksa fotoğraf mı çektirelim? - Henüz değil. | Open Subtitles | "هل سترمي هذا لهم أم تلتقط صورة؟" |
| Bunu onlara götüreceğim... | Open Subtitles | - دعوني آخذ هذا لهم |
| Bunu onlara götüreceğim... | Open Subtitles | - دعوني آخذ هذا لهم |
| Bunu onlara ver. | Open Subtitles | أعطي هذا لهم |
| Bu o. onlara bunu o yapıyor. | Open Subtitles | انها هي, انها تفعل هذا لهم |
| Andy, onlara bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | أندي" ، لايجب عليك ان تفعل هذا لهم " |
| Yarın şafak vakti... onlara bunu bildireceksin. | Open Subtitles | غداً عند الفجر، ستعلن هذا لهم |
| Bu onlar için çok anlamlı. Biliyorum. | Open Subtitles | ليس لديك فكرة ما يعني هذا لهم بالتأكيد لدي |
| Bu onlar için, bizim için değil. Bu farklı. | Open Subtitles | هذا لهم , وليس لنا هذا محتلف |