| Pekâla, adli tıbbı ara ve son üç yıla ait teşhis edilememiş ceset var mı öğren. | Open Subtitles | حسنا,إتصلي بمكتب الطبيب الشرعي و لنرى إن كانت هناك جثة أنثى مجهولة في اخر 3 اعوام |
| Sokakta bir ceset var , ve bir "öldür ve Çalıştır" olduğunu düşündüm, | Open Subtitles | هناك جثة على الطريق يعتقدون بأن أحداً صدمها بالسيارة وهرب |
| Otoparkınızda bir ceset var gibi. | Open Subtitles | لكن يبدو أن هناك جثة على أرض موقف السيارات خاصتكم |
| Şu an bulunduğun yerde bir ceset vardı. | Open Subtitles | كانت هناك جثة في هذا المكان الذي تقف به الآن |
| Ortada bir ceset bile yok. | Open Subtitles | لم تكن هناك جثة لم يكن أى هناك أثار للدماء |
| Ortada bir ceset var mı onu bile bilmiyorum. | Open Subtitles | وأنا.. أنا لست متأكداً إن كان هناك جثة من الأساس |
| Efendim, burada bir ceset var ama henüz kimliğini belirleyemeyiz. | Open Subtitles | هناك جثة هنا يا سيدتي لكننا لا نستطيع تحديد هوية صاحبها بعد |
| Bence mavi brandanın altında bir ceset var. | Open Subtitles | أعتقد هناك جثة تحت المشمع الازرق |
| Garajındaki mavi çantada bir ceset var. | Open Subtitles | حسناً ؟ هناك جثة في شنطة زرقاء في مرأبه |
| Eğer dediğin gibi başka bir ceset var ise ve zamanında bulunursa benim davam sona erer. | Open Subtitles | لو كنت تقول أن ...هناك جثة أخرى فبحلول وقت العثور عليها فإن محاكمتي ستكون قد انتهت |
| Evet. Yanımızda bir ceset var ve sen okumaya devam ediyorsun. | Open Subtitles | -أجل هناك جثة بالقرب منا، وأنت تعودين للقراءة |
| Çünkü bir ceset ve kan vardı. Sen buna bulaşmak istemedin. | Open Subtitles | لأنه كان هناك دماء ، وكانت هناك . جثة ، وأنت لا ترغب بأي جزء منها |
| Bundan anlaşılıyor ki Karenin arka bahçesinde bir ceset gömülü. | Open Subtitles | " يعني أن هناك جثة مدفونة في ساحة " كارين |
| Yolda bir ceset olduğuna dair isimsiz bir ihbar aldık. | Open Subtitles | تلقينا مكالمة من مجهول ان هناك جثة في الطريق |
| Yolda bir ceset olduğuna dair isimsiz bir ihbar aldık. | Open Subtitles | تلقينا مكالمة من مجهول ان هناك جثة في الطريق |
| Büromun karşısındaki bir apartman dairesinde bir ceset bulmuşlar. | Open Subtitles | هناك جثة في شقة بنفس الخط لمرمى النظر الى مكتبي |
| Yemin ederim burada bir ceset vardı. | Open Subtitles | كانت هناك جثة بالداخل هناك أقسم لك |
| Bu masada bir ceset vardı. | Open Subtitles | كانت هناك جثة على اللوح، وهي تشبهكِ |
| İntihar bombacısıydı.. Ceset falan yok ortada. | Open Subtitles | لقد كان شخص انتحاري وليس هناك جثة تستردها |
| Çürüyen o kadar gıdanın içinde bir cesedin olduğunu anlamak çok zor. | Open Subtitles | مع كل تلك الأغذية المتعفنة بالداخل من الصعب القول بأن هناك جثة |
| Orada sadece atlayıp, bizi öldürmeye çalışmayacak aynı zamanda bize küçük de bir servet verecek bir ceset olduğunu söyledi. | Open Subtitles | . لقد قال ان هناك جثة ما هنا التى لن تقوم بالنهوض ومحولة قتلنا فقط . بل ستجلب لنا ثروة صغيرة ايضا |