| Bir ulusu öldürebilecek gerçekler vardır. | Open Subtitles | قصص الصحون الطائرة. هناك حقائق يمكنها أن تبيد شعباً. |
| İki hakkında gerçekler vardır. | TED | هناك حقائق مطلقة عن الرقم إثنين. |
| Bilimde, mutlak gerçekler vardır. | Open Subtitles | في العلوم، هناك حقائق مطلقة. |
| Vampirler üzerine bir araştırma. Kanıtlanmış bazı gerçekler var. | Open Subtitles | بحث عن مصاصى الدماء هناك حقائق اساسية قد بنيت |
| Eğer burada bulunmaya devam etmek istiyorsam göz önünde bulundurmam gereken bazı politik gerçekler var. | Open Subtitles | هناك حقائق سياسية يجب أن أضعها فى الاعتبار اذا أردت البقاء فى مكتبى |
| Öyle ki doğada keşfedilmeyi bekleyen daha büyük gerçekler var. | Open Subtitles | ان هناك حقائق أكبر عن الطبيعة لم تكتشف بعد. |
| Tartışmaya açık olmayan gerçekler var, nesnel doğrular. | TED | هناك حقائق غير قابلة للنقاش -- حقائق موضوعية. |
| Hesaba katmam gereken politik gerçekler var. | Open Subtitles | هناك حقائق سياسية أنا يجب أن أفسّر. |
| Kanıtlar ve itiraz edilemeyecek gerçekler var. | Open Subtitles | هناك حقائق مثبتة لا يمكن دحضها |
| Kanıtlar ve itiraz edilemeyecek gerçekler var. | Open Subtitles | هناك حقائق مثبتة لا يمكن دحضها |